YapiWorld
HABER

 

BİYOLOJİK VE KİMYASAL TERÖRE KARŞI YENİ ÖNLEMLER

Son zamanlarda, askeri araştırma programları sayesinde çok daha etkin teknolojiler biyolojik ve kimyasal saldırılar karşı kullanılmak üzere gündeme gelmekte. İçerideki hava basıncını dışarıdaki basınçtan biraz daha yüksek tutarak biyolojik partiküllerin binaya girişini engelleyen havalandırma sistemleri, ultraviole ışınları ile bakterileri yokeden filtreler bunlardan bazıları...

 


30.10.2001 -New York Times - Toplumun, kamu ve ticari binalarda biyolojik terörden korunması fikri 1950'lere kadar gider. Ancak, mühendisler ve terör uzmanlarına göre, geçtiğimiz 5-10 yıl içindeki gelişmelerle, hava yoluyla atılabilecek şarbon bakterileri karşısında bile yüksek oranda korunma sağlanabilmesi mümkün kılındı.

Bina içi hava kalitesini ve enerji tasarrufunu arttıran bu gelişmelerle, havadaki pek çok küçük partikülün binaya girişi önlenerek, "hasta-bina sendromu" (SBS-sick-building syndrome)'nun önüne geçilmesi ile beraber dış hava teması azaltılarak, işletim masraflarının düşürülmesi de hedeflenmişti. Son zamanlarda, askeri araştırma programları sayesinde çok daha etkin teknolojiler biyolojik ve kimyasal saldırılar karşı kullanılmak üzere gündeme gelmekte.

ASHRAE (Amerikan Isıtma, Soğutma, İkilmlendirme Mühendisleri Birliği) başkanı Barney Burroughs'a göre, yeni ticari binalar son derece iyi inşa edilmiş ve dış havayı bir dizi işlemden geçirerek içeriye vermeye müsati olduklarından bu tür saldırılara karşı daha korunaklılar. Ancak, Burroughs ve diğerleri, son terör saldırılarından sonra bina sahiplerinin, henüz yasalarda olmayan daha ciddi tedbirleri talep edeceklerini düşünüyorlar.

Bu tür yeni değişikliklerin, tehlikeyi tamamen ortadan kaldırmayacağı ortada. Yine de, pahalı teknolojiler, etkilenmenin boyutlarını azaltabilir.

Amerikan Ordu'suna bağlı Edgewood Kimyasal ve Biyoljik Savaş Merkezi'nden William Blewett de, bu tür yeni teknolojiyi geliştirip uygulayabilecek firmalar için büyük miktarda bilgi birikimine sahip olduklarını ifade ediyor.

Carrier Syracuse bürosundan John Shaw ise, iç hava kalitesinin kontrolü ile bio-teröre karşı korunmanın birlikte tartışılır hale gelmesi ile, toplumun da aynı zamanda korunma yöntemleri için bilinçlendirilebileceğini söylüyor. Carrier'ın, içerideki hava basıncını dışarıdaki basınçtan biraz daha yüksek tutacak havalandırma sistemlerini piyasaya zaten sürmeye başladığını ekliyor Shaw. Bu şekilde yaratılmış pozitif basınç ile havaya bırakılmış biyolojik partiküllerin binanın emiş filtrelerinden geçmeden içeriye sızmasınının güçleştrilebileceği de iddia ediliyor.

Carrier aynı zamanda yüksek-verimli partikul filterleri (HEPA)'ni de piyasaya sürmekte. Bu filtreler ile emilen hava ultraviole ışınlarından geçirilerek süzülmekte. HEPA filtreleri ile emilen havadaki yarım mikrondan daha büyük partiküllerin %99.7'si arındırılabilirken, ultraviole ışınları da bakterileri, mantarları ve şarbon sporlarını yokedebilmekte. (İnsan saçının kalınlığı 100 mikron)

Burroghs da daha ucuz bazı filtrelerle 5 mikron'dan büyük partiküllerin %95 oranında arındırılmasının mümkün olduğunu söylüyor. Şu anda Amerika'daki binaların çoğundaki sitemlerin bu partiküllerin %20'sinden azını süzebildiğini ama son 10 yıl içinde ülke genelinde sistemlerin yenilenmeye başladığını da ekliyor Burroughs.

Tabi bu tür gelişmiş filtrasyon sistemlerinin, mektuplar ile yollanmış şarbon içeren tozlara karşı bir güvenlik sağlaması mümkün değil. Ancak, filtreler sayesinde şarbonun binanın diğer bölümlerine klima sisteminden yayılmasının önüne geçilebilir.

Edgewood Kimyasal ve Biyoljik Savaş Merkezi'nden Blewett da korunma sistemlerinin ucuzdan astronomik ücretli olanlara kadar çok değişik tür ve fiyata olabileceğini söylüyor. Merkez tarafından şimdiye kadar Amerika içi ve dışındaki 200'den fazla binanın bu tür kimyasal ve biyolojik saldırı veya kazalara karşı korunmuş olduğu bildiriliyor. Bu binalar içinde okullar, kimyasal malzeme depoları yakınlarında bulunan cezaevleri ve pek çok da askeri tesis buluuyor. Yine de Blewett'in ifade ettiğine göre, kimi denziaşırı binalardaki personel sıradan toz filtrelerini bile değiştirmiyor. Bu nedenle de, daha sofistike sistemlerin işletmesi için ciddi eğitim programlarına ihtiyaç var.

Bu tür koruma sistemlerinin fiyatları şu an için çok yüksek olsa da, ticaret dünyasına girmeyi hedefleyen üreticilerde fiyatları azaltma yönünde bir trend gözlemleniyor.


YapiWorld 30.10.2001