YapiWorld
ARAŞTIRMA

KENT MERKEZLERİ PLANLAMASINA EKOLOJİK YAKLAŞIM*


Doç.Dr. Mehmet TUNÇER (1)

 

"Eski bir kültürün biçimleri ölürken, güvensizlik duygusundan korkmayan birkaç kişi tarafından yeni bir kültür yaratılır." Rudolf Bahro


I. EKOLOJİK KENT MERKEZİ (EKOMİA) YAKLAŞIMI

"Ekoloji" sözcüğü ilk olarak 1970' de bir Alman biyoloğu olan Ernest Haeckel tarafından kullanıldı; kökenini yunanca "ev" (oikos) ve "anlama" (logos) sözcüklerinden türetilmiştir. Ekoloji tanım olarak "gezegenimizi anlamamıza aracılık eden" anlamına gelmektedir.

Profesyonel ekolojistler, farklı yaşam biçimleri arasındaki karşılıklı ilişkiler ve bunların birbiriyle bağımlılığı üzerinde önemle durarak, çevreleriyle ilişkileri içinde hayvan ve bitki sistemlerini incelerler. Bu nedenle ekoloji politikasının özel bir türün (yani bizim) üyeleri arasındaki karşılıklı etkileşimler ve bizim kendi çevremiz üzerinde oluşturduğumuz etkiler de incelenme konusu yapılmaktadır (2).

Bu çalışmada; kent merkezlerinde var olan doğal/ekolojik verilerin değerlendirilmesi ve geliştirilmesi doğrultusunda, "Merkezi İş Alanı" (MİA) planlamasının ana merkezlerinde gözlenen çevre duyarlı yaklaşımlar analiz edilerek açıklanmaya çalışılmıştır.

Eski ve yeni kent merkezlerinin planlamasında "Ekolojik Yaklaşım (EKOMİA)" ; kentin makro formuna bağlı olarak var olan doğal/ekolojik verilerin değerlendirilmesi ve geliştirilmesi, kent merkezinde madde ve enerjinin ekonomik kullanılması ve geliştirilmesi, alt yapının çevre duyarlı olarak sağlıklaştırılması ve atıkların geri kazandırılması gibi, çevre dostu ve "Sürdürülebilir Bir Merkez Planlaması" anlayışının araştırılmasını amaçlamaktadır.

Dünya' da ve ülkemizde, özellikle kırdan kentsel alanlara hızlı göç ve nüfus artışıyla beraber, sanayileşmeyle bağlantılı olarak hızla gelişen tüketim ve atık madde üretimi sonucu, doğal kaynakların giderek azalması ve kirletilmesiyle ekolojik denge bozulmaya başlamıştır.

Bu günkü ve gelecek kuşakların yaşantısını etkileyecek bu durum karşısında, özellikle son yıllarda, konuyla ilgili pek çok bilim dalından uzmanlar, politikacılar ve yerel yöneticiler soruna çözümler bulabilmek için çalışma yoluna girmişlerdir.

Bu bilim dalları arasında yer alan ve kentlerin şekillenmesinde önemli roller oynayan, "Şehir Planlama", "Mimarlık", "Peyzaj Mimarlığı", "Altyapı Mühendisliği", "Çevre Mühendisliği" vb. bilim dalları da, uluslar arası bir anlayışı olan "SÜREKLİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA" (Sustainable Development) temeli üzerinde çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Bu temelden yola çıkılarak, yeni kentlerin planlanmasında ve eski kentlerin yeniden planlanmasında çevreye daha duyarlı yaklaşımlar ve sürdürülebilirlik ön plana çıkmaktadır.

Çevre duyarlı bir merkezi iş alanının (MİA) geliştirilmesinde; çevre duyarlı planlama amaçlarının ve çevresel standartlarının (hava, su, toprak kalitesi, gürültü vb.) sistematik olarak belirlenmesi öncelik taşımaktadır. Bu ilkelerin planlamanın/projelendirme ve uygulamanın hangi etabına, ne ölçüde ve nasıl katılması gerektiği belirlenmelidir. Bu doğrultuda yasal, yönetsel ve parasal önlemler düşünülüp oluşturulmalıdır.

II. ANTİK DÖNEM KENT MERKEZLERİNDE ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR

Antik Çağda, birçok kentin tarihsel çekirdeği "Akropol" denilen ve rahatlıkla savunulabilen bir tepede kurulmuştur. Şehir, Akropol'ün çevresinde ya da bir yanında sürekli genişleyen daireler şeklinde büyümüştür (3).

Şehrin aşağı bölümünün merkezi "AGORA" idi. Agora halkın bir araya geldiği yer anlamındadır. Helen'ler ve Romalılar siyasal, ticari ya da toplumsal işleri için agorada toplanırlardı.

Şehrin tanrılarının tapınakları, sosyal ve kültürel yapılar, idari yapılar siyasal ve ticari gelişme ile birlikte sayıca çoğalarak merkez çevresine yayıldı.

Kent merkezinde tüm kamu yapıları ve sütunlu geçitler (stoalar) agora çevresinde toplanma eğilimi göstermekteydi. Bu dönemde, bütüncül bir planlama olmamasına rağmen, ticaret, dini ve sosyal yapıların (agora, tiyatro, stadyum ve gymnasion vb.) konumları ve yer seçimlerinde, rüzgar yönü, güneşlenme, arazinin doğal özellikleri ve yapıların birbirleri ile olan fonksiyonel ilişkilerinin olduğu anlaşılmaktadır.

II. 1. BERGAMA ANTİK KENT MERKEZİNDE ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR

Bergama; Ege'nin en önemli antik çağ yerleşimlerinden biridir. İklim özellikleri, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Kent ovadan 330 m. Yükseklikte teraslar biçiminde ve üç kent parçası şeklinde yapılaşmıştır. Kente su, 20 km. uzaklıktaki Madra Dağından ve fizikteki bileşik kaplar kuralına uygun bir teknikle getirilmiştir.
Kent merkezindeki en önemli yapılardan biri, yaklaşık 10000 kişilik dünyanın en dik tiyatrosudur. Bu batıdan esen hakim rüzgar yönü dikkate alınarak kurulmuştur. Sahneden söylenen her söz en tepedeki dinleyiciye kolaylıkla ulaşabilmektedir.

Agora' da ve tiyatro terasındaki dükkanlar birçok antik kentte olduğu gibi, geniş saçaklı ve gölgeli mekanlar oluşturacak şekilde yerleşmişti. Tapınaklar (Dionysos, Trajon ve Athena) ve saraylar (Attalos ve Eumenes) tiyatro çevresinde üst kotta kullanılmıştır (Plan 1).

Plan 1:Bergama (Pergamon) Şehir Planı (büyük plan için tıklayın)

Bergama Orta Kentte ise, gymnasium (üst, orta ve alt) ve tapınaklar (Demeter, Askleopios, Gymnasium) gene topografyaya uyan ve onu düzenleyen uygulamalar yapıldığı görülmektedir.

II. 2. PERGE ANTİK KENT MERKEZİNDE ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR

Perge; Akdeniz Bölgesinin (Pamphylia) en önemli antik çağ yerleşimlerinden biridir. Bölge, Akdeniz iklim özelliklerini taşımakta ve yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Kent, Akropol' de kurulmuş ve güneydeki ovaya doğru yayılmıştır. Akropol, İyelik Belen ve Koca Belen tepeleri havadar, rüzgar alan, manzaralı ve bu nedenle yerleşmeye uygun kesimlerdir. Kent ovaya doğru yayılırken, ızgara (grid) sistem olarak planlanmış ve güneyden (Akdeniz) gelen serin esintiyi kent içine taşıyabilmek için "Sütunlu Cadde" oluşturulmuştur. Bu yol ovada hafif bir kavis çizerek kuzeyde, Akropol eteklerindeki kent çeşmesine (nympheaum) kadar uzanmaktadır.

Güneyde, Helenistik giriş kapısı çevresinde oluşan kent merkezinde yer alan bir büyük çeşme de kentliye hizmet vermekteydi. Kuzeydeki çeşme, Akropol' deki bir kaynağın suyunu kullanıyordu ve akan su sütunlu caddenin ortasından açık bir kanaletten akarak tüm kentte bir mikroklima yaratmaktaydı. Bunun bir benzeri son yıllara kadar Antalya' da Atatürk Caddesinin ortasında yer alıyordu ve kirlilik nedeniyle kapatılmıştır.


Perge' de bu sistemin altında da Roma Dönemi kanalizasyon sistemi bulunmaktaydı.

Sütunlu yolun her iki yanında uzun saçaklı ve gölgeli dükkanlar yer almaktaydı. Kare planlı Agora çevresinde sütunlu, arkatlı ve gölge oluşturan dükkanlar bulunuyordu. Güneydeki büyük hamam ve gymnasium da kent sakinlerine hizmet veriyordu.

Bergama ve Perge kent bütününde ve kent merkezinde çevre değerlerine duyarlı bir kentleşme ve mimari oluşmuştur.

Antik kent merkezlerinde yer alan çevre duyarlı yaklaşımlar aşağıda özetlenmiştir:

1. Topografyanın en etkin bir biçimde kullanımı: Merkezde yer alan tiyatro, hipodrom, agora, tapınaklar, gymnasium, saray vb. ticari, idari ve sosyal yapılar topografik olanaklar kullanılarak ve geliştirilerek yer seçmişlerdir.

2. Yaya ağırlıklı mekanların oluşturulması: Kent merkezleri sosyal ve idari eylemler için ağırlıklı olarak yaya mekanları olarak kullanılmışlardır.

3. Rüzgar, güneş vb. iklimsel verilerin değerlendirilmesi: Yapı ve mekanların konumlanmasında, iklimsel veriler değerlendirilmiş, yaz ve kış aylarında sıcak ve soğuktan korunma önlemleri geliştirilmiştir.

4. Yönlenme, açık ve gölgeli mekanlar yaratılması: Sıcak ve soğuktan sakınım için, yapı ve mekanlar doğru yönlendirilmiş, açık ve gölgeli mekanlar oluşturulmuştur.

5. Su ve yeşil gibi mikroklimatik elemanların kullanımı: Yapılarda ve açık mekanlarda, serinletici ve ferahlık verici su ve yeşil elemanlar kullanılmıştır.

6. Atıkların belirli bir sistemle toplanması: Yeraltı kanalizasyon sistemleri oluşturulmuştur.

III. OSMANLI DÖNEMİ KENTLERDE TİCARET MERKEZLERİNDE ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR

Helen ve Roma tiyatroları, agoraları, stadyumları ve forumlarının üzerinden 700 yıl geçtikten sonra Türkler Anadolu'ya geldiler. Pek çok meşhur antik kent bu dönemde yıkılmış ve terkedilmişti. Greko-Romen planlı kent şehirlerinin unutulmasının üstünden uzun zaman geçmişti. Bizans kentlerinde ise han ve bedesten tipi ticari yapılar bulunmaktaydı.

Osmanlı-Türk kentleri planlı kentler değildir. Kültürel ve sosyo-ekonomik ihtiyaçlar kent merkezinde yer alırdı. Ticari mekanlar ve zanaatkarlar belirli sokaklarda toplanırdı. Bakkallar pazarı, terziler sokağı, kasaplar pazarı, marangozlar pazarı, eskiciler pazarı, helvacılar pazarı, bıçakçı çarşısı, kunduracılar pazarı, saraçlar çarşısı vb. gibi.

Osmanlı kentlerinde camiler, medreseler, kümbetler ve hamamlar inşa edildiğinde, hanlarda hemen bunların yanında yer seçiyordu. İslam dininde yıkanmak önem taşıdığından, hamamlar büyük önem kazanmıştır. Diğer İslam toplumları arasında, sadece Türkler çok sayıda hamam inşa etmiş diğer dini, kültürel ve sosyal kurumlarla bağlantı kurmuşlardır(4).

Hamamlar, dini, kültürel, sosyal ve sıhhi kurumların bir parçası olarak ticari mekanlarla iç içe inşa edilirlerdi. Hamamlar, çeşmeler, su taşıma sistemleri ve kemerler, Türk kentlerinin su sorunlarının etkin olarak çözümüdür. İstanbul' da II. Mehmet zamanında 20 civarında hamam bulunmaktaydı.

Bu dönemlerde kent merkezlerinde kapalı çarşılara büyük önem verilmiştir. "Bedesten" ler kumaş ve bez satılmak için yapılmış, sonraları kıymetli mallar ve antika eşya alım satımına tahsis edilmiş sağlam ve güvenli kapalı çarşılardır. Selçuk döneminde var olan kapalı çarşılar ve ticari hanlar Osmanlı döneminde dönüşerek Bedesten halini almışlardır. Kentlerin büyüklüğüne ve ticaretin kapsamına göre, Han ve Bedestenlerin sayısı da değişmekteydi.

Hanların iç avluları, kapalı, çınar ağaçlı, gölgeli ve mikroklima yaratan havuz ve çeşmeleriyle ferahlık veren bir yapıdaydı.

"Arasta" ise, üstü örtülü veya dükkanları saçaklı çarşıların eski ismidir (5). Dükkanları, genellikle bir sokağın iki yanında ya da bir kapalı çarşı, arasta, han ya da bedestenin bir bölümünde yer almaktadır.

Ticari hanlar, kentlinin günlük ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla dükkan ve depolama alanları sağlarlardı.

III. 1. BURSA TARİHİ KENT MERKEZİNDE ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR

"... Bugün, sivil çarşıları bakımından Bursa da en karakteristik Türk şehirlerinden biridir. Asırlık çınarların, yeşil ormanların gölgelediği yollar, saçaklı dükkanlar , ahenkli bir şekilde tesir etmektedir. Asmaların pek çok avantajı vardır. Bir defa bunlar kışın kuruyup yazın yeşillendikleri için güneşli yaz günlerinde serin ve gölgeli yollar temin ederler. Fakat dükkanların ve yolların hava ile temasları kesilmez. Ayrıca her biri kendi başına güzel veya çirkin olan dükkanları bir nizam içine almakta, hepsinin üzerinde bir ahenk ve birlik temin etmektedir. Uzun çarşının bugün üstü açık olan kısmı yazın asmalarla adeta örtülü vaziyettedir; ve çok hoş tesir etmektedir. Bazen genişlemiş bir meydan veya yol kavşaklarında bulunan asırlık muazzam ve muhteşem çınarlar Bursa çarşılarına büsbütün hususiyet vermektedir ." (6)

Bursa Ticaret Merkezi Uludağ eteklerinde, doğu-batı aksında geniş bir düzlükte yapılaşmıştır. Uzunçarşı, hanlar ve kapalı çarşılar bu aksta yaya mekanları olarak oluşmuştur. Yazın sıcaktan, kışın soğuktan korunaklı mekanlar oluşturulmuştur. Çeşme ve havuzlar, çınarlı iç mekanlar su ve yeşilin bir arada kullanılmasının en güzel örnekleridir. Bursa Ulu camii ve Orhan Camii kentin erken gelişme dönemlerinde inşa edilmişlerdir. Yıldırım Beyazıt zamanında, Bedesten' in inşa edilmesiyle kent merkezi gelişmiş Geyve ve İpek Hanları ile Sipahi Pazarı ve Karacabey Hanı inşa edilerek büyük bir alanda ticari mekanlar gelişmiştir. Koza ve Pirinç Hanları da bu dönemde inşa edilmiş ve Bursa' nın ekonomik, ticari ve idari başkentliği İstanbul' un fethine kadar sürmüştür. Kent, bu dönemde, su ve yeşilin iç içe olduğu zengin yaya ağırlıklı mekanlarda yaşamını sürdüren önemli bir ticaret merkezidir.

III. 2. ANKARA TARİHİ KENT MERKEZİNDE ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR

".........Eğer tabiat ve araziye bağlı kalarak ve tarihi kıymetleri nazarı itibara alarak serbest ve gayet tabii olarak bu vazifeyi hallediyorsa şehrin manzarası da insanı ikna edici bir mana kazanır. Ve bu sebepten tarihi şehirler önünde hayran kalmaktayız. Bilhassa en mühim şartlar olan manzara, iklim, iktisadi ve tarihi kıymetler yeni şehirciliğin hususiyetlerini teşkil ederler...." (s.5)

"...Her yer güneş görmelidir" cümlesine göre şark ve garptan ışık almayı tercih etmeli ve caddeleri de cenup şimal istikametinde açmalıdır..." (s.13)

C. Teşekküller ve Bakanlıklar Kısmı: "...Aradaki yeşilliklerde terasların yükselişlerine uyarak, gerek mimari ve gerekse şehircilikte arzu edilen güzelliği temin etmektedirler. Bakanlıklar Mahallesinin en yukarıda olan üçte bir kısmı biraz fazlaca meyillenmektedir. Bu yüzden burada en yüksek mevkide her yerden görünebilecek ve taşıyacağı ehemmiyeti gösterebilecek şekilde olan kıymetli bir bina yerini bulmuş oluyor: Meclis Binası..." (s.37)

Yenişehir: " Ayrıca bir yeşillik şeridi Kızılay'dan Lozan Meydanından İncesu vadisine kadar dayanır. Bunun cenubundan ayrıca bir ikincisi muvazi olarak Bakanlıklar mahallesine gider, mevcut pek fazla, geniş olarak açılmış bulunan caddeler miktarca daraltılarak kalan kısımlar yeşilliğe veya ön bahçeye kaybedildiler." (s.42)

"Ankara İmar Planı" , Prof. Hermann JANSEN, Alaeddin Kıral Basımevi, İstanbul 1937.

Prof. Jansen "Bahçekent/Garden City Movement" akımının son temsilcilerinden biri olarak,1932 Ankara İmar Planında, kenti bir "Bahçekent" olarak planlanmıştır.

Gençlik Parkı, dere vadileri,spor alanları, Bakanlıklar, Bahçelievler,Protokol alanı ( Kale ve yakın çevresi) vb planlama kararlarında doğal ve görsel verilere olduğu kadar, tarihi değerlerin korunması ve değerlendirilmesine de büyük önem vermiştir.

Ankara'nın geleneksel kent merkezi, 14.yy dan itibaren Kale önünde Atpazarı, Samanpazarı ve Koyunpazarı meydanları çevresinde, Çıkrıkçılar,Saraçlar vb geleneksel üretim ve satış mekanları olarak gelişmiştir

15.yy.da bu bölgede 30 civarında ticari han (Tuz Hanı, Zafran Han, Çengel Han, Çukur Han, Safran Han vb.) ve Mahmut Paşa Bedesteni yer almaktaydı. 16. yy. dan sonra da, kentteki ekonomik gelişmeyle bağlantılı olarak aşağı yüzde Suluhan çevresinde Tahtakale (Taht' el Kal' a) ve Karaoğlan Çarşıları gelişmiştir.

Kent merkezinin gelişiminde, topografyaya uyumun yanı sıra yönlenmenin de önem taşıdığı gözlenmekte, güney ve batı yönünde bir gelişme gözlenmektedir.

Hanlar, ticari sokaklar Cuma camilerinin çevresinde yer seçmişlerdir ve iç ve dış mekanlarında Bursa örneğinde görüldüğü gibi yeşil ve su öğeleri bulunmaktaydı.

Suluhan' da ise çeşmeli küçük bir köşk mescit bulunmaktadır. Mahmut paşa bedesteninin ve Kale önündeki hanların kuzey-doğu ve güney-batı yönünde yönlendiği görülmektedir. Geleneksel ticaret ünitelerinin yer aldığı sokaklar (Çıkrıkçılar, Saraçlar, Uzunçarşı, Sipahipazarı, İplik Pazarı vb.) genel olarak dar, gölgeli, alçak katlı ticaret sokaklarıdır. Çeşmeler, cami önlerinde, çeşitli küçük meydancıklara yerleştirilmiştir.

Bursa örneğinde olduğu gibi, ticari mekanlarla iç içe hamamlar (Haseki, Tahtakale, Karacabey, Şengül Hamamları) bulunmaktadır.

III. 3. ŞANLIURFA TARİHİ KENT MERKEZİNDE ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR

"... Gerek malzeme seçimi gerekse plan uygulaması yönünden kesme taştan (kalker) kalın ve yüksek duvarların ve toprak örtülü tonozlu damların kullanılması yaz aylarının bölgede 40-45 dereceye kadar varan sıcaklığı büyük ölçüde hafifletmiş, sokakların dar, duvarların yüksek tutulmasıyla da hemen günün her saatinde güneşte yanmadan yürünebilecek gölgelik bir kesim elde edilmiştir..."


Bkz:Mehmet A. Maraş, "Peygamberler Şehri Şanlıurfa", Birlik Yay. 1986. S. 63

Şanlıurfa tarihi kent merkezi, Urfa Kalesi' nin altında , Balıklı göl ve dini külliyeler (Halil-ül Rahman vb.) ile iç içe yer almaktadır. Güneydoğu Anadolu' da çok sıcak ve kurak bir iklim bölgesinde yer alan kent bir vaha niteliğindedir. Balıklı göl efsanevi niteliğinin yanı sıra, su ve yeşil özellikleriyle yöreye hayat ve canlılık vermektedir. Ticari merkezin bunun yanı başında olması herhalde tesadüfi değildir. Hanlar (Gümrük Hanı, Veli Bey Hanı vb.) , kapalı çarşılar ve geleneksel ticari sokaklar (Hüseyniye Çarşısı, Kazancı Pazarı, Bıçakçı Çarşısı vb.) iç içe sıkışık bir alanda yer almaktadır.

Semerciler, Keçeciler, Attarlar, Nalburiye vb. geleneksel üretim ve satış birimleri kendilerine özgü sokaklarda yer seçmişlerdir.

Urfa tarihi kent dokusu sokaklarında olduğu gibi dar ve gölgeli sokaklar, kabaltılar, üst örtüler ticari bölgede yoğunlukla kullanılmıştır.

Balıklıgölden başlayarak hanların içinden geçen, buranın hem drenajını sağlayan, hem de geçtiği alanlarda mikroklima yaratan bir küçük kanal/su sistemi bulunmaktadır.

Hanların avluları yeşil, gölgeli, çeşme ve havuzlu mekanlardır. Urfa evlerinde de gölgeli, havuzlu, yeşil avlular ve buraya bakan dış sofalar bulunmaktadır.

Osmanlı-Türk tarihi kent merkezlerinde çevre duyarlı yaklaşımlar aşağıda özetlenmiştir:

1. Küçük Yapı Adaları: Genellikle 2-4 m. arasındaki dükkanların oluşturduğu yapı adaları 4-8 m. derinliktedir. Bunların iki kenarında 5-7 m. genişlikte yollar bulunur ve yol alanı yerleşim alanlarına göre daha fazladır (%50' den fazla).

2. Genellikle Tek Katlı Dükkanlar: Yer yer üst katta depolama alanları bulunmasına rağmen geleneksel ticaret merkezleri tek katlıdır.

3. Güneşten Sakınma: Çarşılarda genellikle güneşten ve sıcaktan korunma önlemleri alınmış, sarmaşık cinsleri, asma vb. bitkilerle gölgeli mekanlar elde edilirken rüzgarın kesilmemesi sağlanmıştır.

4. Yapı Tekniği ve Malzemeleri: Tamamen ahşap malzeme kullanılarak inşa edilmiş çarşılar bulunmakla birlikte, yangın ve depreme karşı daha dayanıklı, ayrıca iklimsel koşullara uygun olan, kagir olarak yapılmış, tuğla, moloz, taş, bazen karışık bazen de kesme taş tekniğinde örülmüş çarşılara da rastlanmaktadır.

5. Kullanımların Fonksiyonel İlişkileri: Kullanımların yer seçimi yapılırken, aralarındaki fonksiyonel ilişkiler göz önünde tutulmuş, kent merkezlerinde sosyal, kültürel, dini ve sıhhi kurumlar, çeşmeler, hamamlar ve su taşıma sistemleri ticari yapıların bir parçası olarak iç içe inşa edilmiştir.

6. Üretim Birimlerinde Çevreye Duyarlılık: Üretim birimlerinde de doğal kaynakları koruma geliştirme, onların yer seçiminde yine doğal olgular özen gösterme çabası görülmektedir. Örneğin dericilik işinde tabakhane yerinin seçimi özenle yapılmış, gerek görüntü gerek kokusunu kent insanını rahatsız etmeyeceği bir yerde olmasına ve kullanıldığı suyun diğer kullanımları etkilemeyecek şekilde devreye girmesine özen gösterilmiştir.

7. Yaya Mekanlar, İç Avlular, Yeşil ve Su Olgusunun Ağırlıklı Olarak Kullanımı

8. Topografya, İklimsel Öğelere Uyum ve Yönlenme

IV. KENT MERKEZLERİ PLANLAMASINDA ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR İÇİN BAZI İLKELER

Merkezi iş alanlarının "Çevre Duyarlı/Ekolojik" ağırlıklı planlanması yaklaşımında geçerli olması gerekli ilkeler aşağıda özetlenmiştir:

IV.1. Sürdürülebilir Bir MİA

"Sürdürülebilirlik (sustainability)" ve "Kentsel Ekoloji" kavram ve ilkeleri MİA tasarım ve uygulamasına egemen olmalıdır.

EKOMİA diye tanımlanabilecek bu merkezi iş alanında , güneş enerjisi doğrudan ve aracısız olarak kullanılabilmeli ve bu amaca yönelik olarak planlama/projelendirmeler yapılmalıdır. İnsanların topluca yaşadığı kentlerde, "güneş" enerjisinden yararlanmak hem onun alışık olduğu bir yaşam biçimine kavuşmasını hem de olası enerji krizlerine karşı çok güçlü bir seçenek geliştirmesini sağlayacaktır.

İnsanlık bir kent medeniyetine doğru gitmektedir. Yakın zamanda büyük bir olasılıkla, kentler kırsal alanlara oranla giderek artacak, nüfus %80-90 oranında kentlerde yaşayacaktır. Kentlerde yaşamın gerektirdiği enerji miktarının, bu güne göre on kat artması, buna karşılık çevre kirliliğinin de bu oranda yükselmesi oldukça gerçeğe yakın bir olasılıktır (GÖKSU, C. , "Güneş ve Kent", ODTÜ Mim. Fak. Yay. ,1993). Mevcut enerjilerin tükenmesi, çok yoğun enerji tüketen kentler ve kent merkezleri için bir felaket olabilir. Bu durumda enerjisi bitmeyen ve tükenmeyen enerjiye, "GÜNEŞ" e göre geliştiren kentlerin ve MİA' ların yaşama şansları artacaktır.

Sürdürülebilir bir kent merkezini belirleyen başlıca ilkeler şöyle özetlenebilir:

1. Mikroklimatik Verilerin En Etkin Şekilde Kullanılması:

Güneşlenme, rüzgar yönleri, ısı, radyasyon vb. nin planlama, kentsel tasarım ve mimaride etkin bir şekilde ve enerji tasarrufu sağlayacak şekilde kullanımı.

1.1. Enerji ve Maddesel Sakınım:

MİA' ya ulaşmada , MİA içi dolaşımda, MİA' nın aydınlatma/ısıtma/havalandırma vb. mikroklimatik ortamının (çevre/yapı ölçeklerinde)tasarlanmasında enerjinin minimum kullanımını sağlayacak düzenlemelerin yapılması.

1.2. Enerji ve Atıkların Geri Kazanılması:

MİA içinde kullanılan elektrik, güneş, doğal gaz vb. enerjinin geri dönüşümüne ilişkin teknolojiler ve atıkların (katı/sıvı çöp, katı sıvı biyolojik atıklar vb.) yerinde ayrıştırılması ve geri kazanımına ilişkin teknolojilerin kullanımı.

1.2. Enerji Kaynaklarının ve Maddesel Kaynakların Geliştirilmesi:

Güneş enerjisinin yapılarda ısıtmada ve aydınlatmada kullanımı; bio-mass enerji, elektrik ve alkolle çalışan çevre dostu araçların MİA' da kullanımı; atıkların ısınma/yakıt olarak kullanımı; geri kazandırılabilir atıkların (kağıt, cam , metaller, kimyasallar vb.) ayrıştırma tesisi kurularak geri kazandırılması, alanda mevcut yapı stokunun olabildiğince ekonomik ömrü dolana kadar kullanımı, daha sonra malzemesinden azami yararlanılması vb.

2. Topografik Verilerin En Etkin Şekilde Kullanılması:

Araziden kaynaklanacak altyapı ve üstyapı sorunlarının minimize edilmesi. Jeolojik yapı ve toprak kabiliyetinin değerlendirilmesi. Yapı inşaat alanında yer alan verimli toprakların park içlerine taşınarak değerlendirilmesi.

3. Doğal Kaynakların En Etkin Şekilde Kullanılması :

Günümüzde mevcut bitki örtüsü, akarsu, flora ve fauna vb. doğal kaynakların değerlendirilerek geliştirilmesi. Kişi başına düşen MİA içi yeşil standartlarının olabildiğince arttırılması, meydanlar/alanlar/yapı içlerindeki yeşil oranının yüksek tutulması.

3.1. Bitki Örtüsünün Değerlendirilmesi:

Varolan bitki örtüsünün planlamada geliştirilerek kullanımı, yöreye özgü bitki türlerinin araştırılarak parklar, açık ve kapalı mekanlarda kullanımı.


IV. 2. KOLAY ULAŞILABİLİR BİR MİA

Sürdürülebilir bir MİA' nın temel ilkelerinden biri olan "kolay ulaşılabilir olma", kentlerin diğer bölgelerinden MİA' ya gelişler ve MİA içi ilişkiler açısından enerji/zaman tasarrufu ve iç işleyiş kolaylığı açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle; MİA' ya ulaşılabilirliği sadece fiziki ulaşım olarak değil, 21. Yüzyılın bilgi ve iletişim çağı olacağı düşünüldüğünde, haberleşme açısından da kolay/hızlı/çağdaş ulaşım olarak tasarlamak gereklidir. Bu nedenle;

1. MİA' YA ULAŞIM VE MİA İÇİ ULAŞIM TOPLU TAŞIN ARAÇLARIYLA OLMALIDIR:

MİA içinde kurulabilecek elektrikli tek raylı sistem/monorail hızlı tren sistemi, tramvay, metro vb. ulaşım gereksinimini büyük ölçüde karşılayacaktır.

2. ÖZEL TAŞITLAR MERKEZ ÇEVRESİNDEKİ BÖLGESEL OTOPARKLARA KADAR GELMELİDİR:

Yaya bölgeleri oluşturabilmek amacıyla, özel araçlarla MİA' ya gelişler olabildiğince kısıtlı olmalıdır. Çevrede oluşturulan 2-3 bölgesel katlı/ yer altı otoparkı ile özel araçlar depolanmalıdır.

3. MİA İÇİ ULAŞIM YAYA ULAŞIM SINIRLARI İÇİNDE YAYA/BİSİKLET İLE OLMALIDIR:

Yaya ulaşımı için MİA içi yaya yolları/alleler/promenadlar planlanmalıdır. Kent meydanları tamamen yayaya ait olmalıdır. Merkez içi kapalı çarşılar/hanlar/galerialar vb. tamamen yaya dolaşımı için planlanmalı, promenatlarda bisiklet kullanımını özendirici bisiklet yolları yer almalıdır.

4. MİA İÇİ SERVİS DENETİMLİ/KISITLI SERVİS YOLLARI İLE OLMALIDIR:

Servis araçları, MİA içinde sadece servis amaçlı yollardan, denetimli servis yollarından servis vermelidir. Ancak, yangın, sağlık, çöp toplanması vb. durumlarda bu tür araçların meydan/yaya yolları vb. her kesimin girebileceği düşünülmelidir. Çevre dostu akülü araçlarla, iç servis hizmetlerinin yapılması sağlanmalıdır.

IV. 3. KENT KÜLTÜRÜ VE İMAJININ VURGULANDIĞI BİR MİA

Merkezi iş alanında yapılacak tasarım, yakın çevredeki tarihsel mimari mirasa saygılı olduğu kadar, kentin ülkesel ve uluslar arası imajını kuvvetlendirecek ve 21. Yy' da ülkemizin ulaştığı sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları, mimari ve çevresel ölçeklerde vurgulayacak nitelikte olmalıdır.

Yaya bölgeleri, meydanlar, açık ve yeşil alan tasarımlarında olduğu kadar mimari ve kent mobilyası tasarımlarında da "Çağdaş Kent" imajı vurgulanmalıdır.

IV.4. ALTYAPISI ÇÖZÜMLENMİŞ BİR MİA

21. yy' ilişkin bir OKOMİA tasarlanmasında çözülmesi gerekli en önemli uygulama sorunlarından biri "altyapı" dır. Altyapı inşa edilmeden üstyapının inşa yapılmayacağı bilinci içinde, çevre duyarlı, sürdürülebilir, çağdaş bir yeni kent merkezi için en önemli sorunlardan biri altyapının tasarlanması/etaplanması/uygulanmasıdır.

MİA alanındaki karmaşık yapı stoku/altyapı dokusu içinde her bir altyapı komponentinin birer birer ele alınarak planlanması/projelendirilmesi/detaylandırılarak etaplar halinde uygulanması gerekmektedir.

Elektrik, su, kanalizasyon, doğal gaz, yangın, haberleşme vb. altyapı sistemlerinin, planlama/projelendirme ile MİA alanı kentsel yenilenmesinde getirilen kullanımlara bağlı olarak projelendirilmelidir. Bu projelendirme, ekonomiklik, sürdürülebilirlik, geri kazanım, çağdaş teknoloji kullanımı ve mevcut altyapı sistemlerin olabildiğince kullanımı söz konusudur.

V. YATIRIM VE FİNANSMAN MODELİNE İLİŞKİN DÜŞÜNCELER

MİA alanlarında yapılacak Ekolojik Planlama ağırlıklı yenileme + dönüştürme ve prestij yükseltme operasyonları için kamu ve özel girişimcilere yönelik aşağıdaki yöntemler düşünülebilir:

YENİ BİR YASA ÖNERİSİ:

Ankara başkent oluşundan bu yana ülkede kentlerin imarı için bir örnek oluşturmuştur. Nitekim Eski Ankara' nın bırakılarak Yeni Ankara' nın kurulması amacıyla 24 Mart 1925 günlü ve 583 sayılı "Ankara' da İnşası Mukarrer Yeni Mahalle İçin Merkezi Yerler İle Bataklık ve Mergazi Arazinin Şehremanetince İstimlâki Hakkında" özel yasa çıkarılmıştır.

Böylece bir yandan "Ebniye Yasası" engeli aşılmış, öte yandan da "Yeni Ankara" nın gelişme biçimi konusunda bir tutum benimsenmiştir (Ankara Kalesi Koruma Geliştirme Proje Yarışma Şartnamesi, Altındağ Belediyesi, Kültür Bak., 1987, s.67)

..Yerel yönetimler güçsüzdür. Merkezi İş Alanlarının ekolojik planlama anlayışı ile geliştirilmesi güçsüz yönetimlerin altından kalkabileceği türden bir yük değildir.

Benzer şekilde; ancak anılan bu eski yasanın başarısızlıkları gözönüne alınarak "Merkezi İş Alanları Geliştirme Yasası" hazırlanmalıdır.

Bu yasa; özeksel (Merkezi) ve Yerel Yönetime MİA geliştirilmesinde artan rantların bir kısmının da olsa kamuya geri dönmesi,kamulaştırma/takas kolaylıkları ile uygulama kolaylıkları sağlamalıdır.

"MİA YASASI" ; aşağıdaki bileşenlerden oluşmalıdır:

I. ÖRGÜTLENME MODELİ:

· EKOMİA Geliştirme Şirketi,
· "Yerel Yönetim Arsa Ofisi",
· "MİA İmar Bankası" nın kuruluşları hakkında hükümler

II. FİNANSMAN MODELİ:

· MİA içinde oluşacak olan dikey ve yatay rantlardan kamunun pay alması;
· Kamu/vakıf arazilerinin birbiri ile ve özel mülkiyet ile takas edilme işlemleri,
· Kamunun MİA içinde arsa/büro stoku oluşturması ve bunları serbest piyasa koşullarında kullanabilmesi;
· Özel Proje Alanları için özel finansman kaynakları (tahvil, bono, hisse senedi vb) oluşturabilmesi;
· Yap-işlet-devret modeli ile benzer modeller için özel uygulama imkanları sağlanması.

II.1. KAMU UYGULAMALARI İLE GELİŞTİRME

II.1.a.18.Madde Uygulaması: Bu uygulama ile %35 e kadar, yer yer bunun üstünde alan yol, otoparklar, yeşil için alınabilir. Ancak, 18. Madde uygulaması bir kez yapılmış alanlardan ikinci kez düzenleme ortaklık payı alınamaz. Düzenleme ortaklık payının yatayda alınmasının yanı sıra, dikeyde ve yer altında yaratılacak rantlardan da alınması için çaba gösterilmelidir. Bunun için İmar Kanununda köklü değişiklik yapılması gereklidir.

II.1.b.Kamulaştırma: Yol, otopark, yeşil alan (parklar, çocuk bahçeleri, spor alanları vb)gibi kamu kullanımları için öncelikle18. Madde uygulaması, bunun dışında kalan alanlar için ise Belediyenin kamulaştırma yetkisi bulunmaktadır.

Yerel Yönetim bütçelerinin kısıtlı olduğu düşünülürse bu uygulama için yeni kaynaklar yaratılması söz konusudur. Bu kaynak da MİA geliştirilmesi esnasında yaratılacaktır.

 

*MSÜ, Mim.Fak., ŞPB., Kentsel Tasarım Disiplin Grubu tarafından 12-13 Mayıs 1994 tarihinde düzenlenen, "5. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu : Kentsel Tasarım ve Ekoloji 7 Tasarıma Ekolojik Yaklaşım" başlığı altında sunulmuş ve yayınlanmıştır.

 

(1) Doç Dr., Şehir Yüksek Plancısı (ODTÜ), Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilim Doktoru (AÜ-SBF); Gazi Üniversitesi, ŞPB Böl. ve Siyasal Bilgiler Fak., Kamu Yönetimi Böl. Öğr. Gör. (Kısmi zamanlı)

(2) PORRİTT, J. , "Yeşil Politika", Ayrıntı Yay. , s. 18
(3) Wycherly, E. R. , Başgelen, N. Arkeoloji ve Sanat Yay. , s. 4.
(4) CEZAR, M. ,1983, "Typical Commercial Buildings of the Ottoman Classical Period and the Ottoman Construction System, İş Bank. Yay. , s. 25 .
(5) ÖZDEŞ, G. , 1953, "Türk Çarşıları" , İTÜ Mim. Fak. , s. 7.
(6) ÖZDEŞ G., 1953, yage, S. 10-11.