YapiWorld
ARAŞTIRMA

“KENTSEL MİMARİ VE SANAT ÖGELERİNİN TASARIMDA KULLANIMI”

BERGAMA TARİHİ TİCARET MERKEZİ ÇEVRE DÜZENLEME PROJESİ*


Doç.Dr. Mehmet TUNÇER (1)

 

Bu bildiride; kentsel mekanlarda mimari ve sanat öğelerinin kentsel ortamların oluşturulmasına etkileri irdelenecektir. Buradan hareketle antik Bergama Kenti, Tarihi Ticaret Merkezinin, çeşitli dönemlerinin birikimi olan mimarlık, kentsel tasarım ve sanat öğelerinin yeni bir tasarıma aktarılması sunulacaktır.

I. KENTİN MİMARI VE SANAT ÖGELERİ NELERDİR

I.1. MİMARİ ÖĞELER: Bir kimliğini oluşturan en önemli öğelerden biridir. Bunları çevresel öğeler ve tek yapı öğeleri olarak iki grupta incelemek olasıdır.

A. Çevresel Öğeler: Kentin topografyası, mikrokliması, doğal yapısı, flora ve faunası kentlerin doğal çevre öğelerini oluşturur. İnsan yapısı çevresel öğeler olarak; kentleri oluşturan sokak dokusu (çıkmazlar, topografyaya uyum vb.) meydanlar, panoramik bakı noktaları, vista noktaları, anıtsal yapılar (han, hamam, cami, kilise vb. sayılabilir.

B. Yapı Öğeleri: Kentlerde, özellikle binlerce yıllık geçmişe sahip Anadolu kentlerinde, kentin kültür mirasını oluşturan, kente kimlik kazandıran mimari öğelerdir.

a. Anıtsal Yapılar: Anıtsal yapılar, bir kentte eğer varsa, antik çağlardan bu yana, genel olarak Helen, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi devirleri boyunca inşa edilmiş büyük ölçekli ve genellikle sosyal ve dini nitelik taşıyan yapılardır.

Bu yapılar; tapınaklar, tiyatrolar, stadyumlar, agoralar, odeonlar, kiliseler vb. antik çağ yapıları, hanlar, hamamlar, bedestenler, camiler, külliyeler, imarethaneler, arastalar, kapalı çarşılar vb. Selçuk ve Osmanlı Dönemi yapılar, okul, hükümet binası, gar binası, belediye binası vb. kamu yapıları ile çeşitli kamu yatırımları (sağlık, kültürel, mali, idari) yapıları gibi Cumhuriyet dönemi yapıları olabilir.

b. Sivil Mimarlık Öğeleri: Anadolu kentlerinde kent kimliğini oluşturan, kentlerde korunması ve geliştirilmesi gerekli dokuları oluşturan geleneksel mimarlık örnekleridir. Her kentte hemen hemen o yöreye özgü mimari tarz ve malzemeyle yapılmış, konaklar ve daha mütevazi ölçeklerde bazen bir doku oluşturan yapılar bulunmaktadır.

Yapıların mimari öğelerini aşağıdaki şekilde gruplamak olasıdır:

- Dış Mimari Öğeler (Cephe Mimari Öğeleri): Yapıların cephe özellikleri değerlendirilerek, cephe tipolojisi sınıflamaları yapılarak, kentlerdeki geleneksel yapıların cephe mimari özellikleri ortaya konur.

- İç Mimari Öğeleri (Plan Öğeleri): Yapıların iç mimari özellikleri değerlendirilerek, plan tipolojik sınıflamaları yapılarak, kentlerdeki geleneksel yapıların plan mimari özellikleri ortaya konur.

I.2. SANAT ÖĞELERİ: Kentlerde yoğunlaşan kültür ve sanat eylemleri, kentsel dokunun oluşmasında başlıca etmendir. Kentlerin anıtsal ve sivil yapılarında, çevresel değerlerinde kültür ve sanat eserlerini gözlemek mümkündür. Resim ve heykel, ahşap, taş, alçı, oymacılık ve süsleme sanatları, vitray, cam, mozaik vb. sanatlar yapılarda ve çevre oluşımunda ağırlıklı olarak kullanılan sanat dallarıdır.

II. MİMARİ VE SANAT ÖĞELERİNİN MİKRO ORTAM TASARIMINDA KULLANIM AMACI:

İnsanlık tarihi boyunca, toplumlar kültür birikimlerini kentlerde göstermişlerdir. Toplum ve kent arasında sürekli bir etkileşim söz konusudur. Toplumlar yaşadıkları kente hayat verirken aynı zamanda geleceğin kentine şekil vermektedir.

Kent, yeni bir yaşama düzenine bizi zorlayan yeni ve kuvvetli bir organizmadır. Kentleşme sorunu kentin çekiciliğinden değil kırsal yaşamın iticiliğinden büyümektedir. Bu büyümenin sağlıksız ve boğucu havasından bizi kentin estetik köşeleri, anıt yapıları kurtarabilir ancak. Estetik değerleri gözetmeksizin, fiziksel çevreyi kurmak mümkün değildir. İnsanın yaratıcı dehasının doruk noktası, işte bu ifadedir: Sanat (2).

Bir kent, sadece orada yaşayanların ve ziyaretçilerinin, seyyahların düşünceleri ve yazdıklarıyla değil; bilim, teknoloji, mimari, edebiyat, resim, müzik vb. sanat dallarına olan katkıları ile tanınır ve anılır. Nasıl “roma” denince; Roma uygarlığının başkenti, Rönesanssın geliştiği mimari, resim, heykeltraşlık vb. sanat dallarının merkezi, aşk çeşmesi, İspanyol Merdivenleri, meydanlar ve havuzlar, kubbeler kenti hatırlanırsa...

Kentsel mekanlarda yapılan düzenlemelerde sanat ve mimari nitelikler ağır basar. Bu niteliği oluşturan öğeler ise; su, peyzaj ve mimari öğeler (cepheler, kapı pencere ölçüleri, çıkma, cumba vb.) ile heykeller, müzik, ışık ve ses gösterileri, resim, rölyef, kabartma, çini, Türk el sanatları, seramik vb. sanat öğeleridir.

Öte yandan bu mekanların insanların fiziksel ihtiyaçlarını karşılamasının ötesinde psikolojik rahatlamaya yol açacak ihtiyaçlara cevap vermesi beklenmelidir. Günümüzde yoğun çalışma temposu içerisinde bulunan insanlar kentsel mekanlarda bu tempodan sıyrılarak değişik duyumlar alabilmeliler.

Resim, heykel, mimarlık ve müzik gibi işitsel ve görsel kökenli sanatların kolları, günümüz toplumsal yaşamının şekillenmesinde üzerinde önemle durulması gereken alanlardır. Bu sanatların temel görevi; kişiye ve giderek de toplumu duygusal ve tinsel yönden harekete geçirmek, uyarmak ve geliştirmektir. Günümüzde bu rol, bir uygarlıktan diğerine atlamak durumunda olan, uygarlık türü değiştiren topluma, ilk ve direkt olarak yardımcılık şekline dönüşür.

Hızla tarımsal düzenden, endüstriyel düzene geçen toplumumuzda bu sanat dallarının kullanımı büyük önem kazanır. Bu da toplumun tümüne yaygın bir duyuş, anlayış birliği geliştirmeye çalışmak demektir.

Çağdaş müziği, çağdaş şiiri, çağdaş tiyatroyu, resimi, heykeli ve mimariyi gerçek değerleriyle çabucak sevip, kavrayabilen ve bunu kent ortamlarına ve yaşam biçimine uygulayabilen bir toplumu, kitleyi oluşturabildiğimiz sürece, kentimizi ve kent yaşantımızı olgunlaştırabiliriz.

III. ANTİK ÇAĞDAN GÜNÜMÜZE MİMARİ VE SANAT ÖĞELERİNİN KULLANIMI

Antik çağ mimarisinde, özellikle bu güne kadar ulaşmış yapı ve yapı kalıntılarından yorumlanabildiği ölçüde mimaride süsleme sanatının, resim, heykel, kabartma, mozaik, fresk vb. sanat dallarının yapı/çevre öğelerinde kullanıldığı bilinmektedir. Dor, İyon vb. yapı mimarisi özellikle tapınaklar, tiyatrolar, agoralar vb. anıtsal yapılarda yaygın bir tarzda kullanılagelmiştir. Özellikle, antik tiyatroların sahnelerinde (Bergama, Perge, Efes, Aspendos vb.) heykel ve mermer kabartma süsleme sanatının yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Bizans dönemi eserleri, klasik dönem yapıları kadar süslü ve özentili olmasa bile, özellikle dini yapılarda fresk (duvar resmi), mozaik, resim, heykel, vb. öğeler yaygın olarak kullanılmış, antik dönemlere ait özellikle devşirme malzeme yapıların gösterişli yerlerine oturtulmuştur.

Selçuk ve Osmanlı Dönemi mimarisinde, genel olarak aşırı süslemelerden kaçınıldığı, dini inanışlara bağlı olarak insan heykelleri yerine, çiçek vb. motifler kullanıldığı, hat ve çini sanatlarının geliştiği, çizgilerin sadeleştiği söylenebilir.

Erken Cumhuriyet Dönemi, 1. Ulusal Mimarlık Akımında, anıtsal yapılarda, türk motifli kabartma, süsleme ve heykelin kullanıldığını yaygın olarak görüyoruz.

IV. BERGAMA TARİHİ KENT MERKEZİ KENTSEL TASARIM PROJESİ

IV.I. Bergama Tarihi:

Bergama Hellenistik Devir planlama, mimarlık ve sanat örneklerinin en özgün ve yetkin örneklerinin verildiği bir kenttir. Aynı zamanda bu dönemde, en parlak kültür merkezlerinden biri olarak 150 yıl hüküm sürmüş bir krallıktır. Kent, sanat, bilim ve tıp dünyasına katkılarıyla tanınmaktadır.

Bergama’nın esas tarihsel önemi Hellenistik Dönemde (M.Ö. 330-30) başlamıştır. Bergama krallığı M.Ö. 281 yılından M.Ö. 133 yılına kadar genişlemesini sürdürmüştür. Attalos zamanında, Bergama’ da saraya bağlı bir heykeltraşlık (barok yontu) okulu kurulmuş, Akropol’ de Athena kutsal yerinde sergilenen anıtsal heykeltraşlık eserleri yaratılmıştır. İlk bahçe düzenleme sanatının başlangıcı da bu döneme rastlamaktadır.

II. Eumenes döneminde (M.Ö. 197-159) Bergama, Helenistik devrin en büyük krallıklarından biri olmuştur.

Antik kent Akropolündeki en önemli yapı, Bergama krallarının Galatlar üzerindeki büyük zaferlerini simgeleyen Zeus Sunağı’ dır. II. Attalos ve III. Attalos dönemlerinde Bergama bir sanat ve bilim merkezi olarak gelişmesini sürdürmüştür. Bu devirden sonra kent Roma’ ya bağlanmış, Efes ve İzmir ile birlikte Roma İmparatorluğu’ nun en önemli Asya Eyalet kenti haline gelmiştir.

M.Ö. 27’ de Roma İmparatorluğu tarafından oluşturulan Pax Romana (Roma Barışı) içerisinde bağımsızlığını koruyan Bergama, çok önemli bir merkez olarak gelişmeye devam etmiştir. Antik kentte hızlı bir nüfus artışı olmuş ve kentin nüfusu yaklaşık 150000 kişiye ulaşmıştır. İlk Roma imparatoru olan Augustus (M.Ö. 27-14) Bergama krallarının zafer anıtlarını diktirmiş ve onlar zamanında yapılmış, (M.S. 117-138) tapınak tamamlanmıştır.

İmparator Caracalla ise Dionysos tapınağının onarımını gerçekleştirmiştir.

Aşağı kentte Roma Döneminde, Asklepion, tiyatro, stadyum inşa edilmiş ve kentin ünü tüm dünyaya yayılmıştır. Bu dönemde Bergama Asklepion ile önemli bir tıp ve bilim merkezi haline gelmiştir.

M.S. III. Yüzyılda Roma egemenliğinin gerileme devrinde Bergama kenti küçülerek geriye doğru çekilmiştir. Eski yapı malzemesinin kullanıldığı kaba bir sur duvarı bunu kanıtlamaktadır. Hıristiyanlık döneminde Bergama önemli bir piskoposluk merkezi olmuştur.

Erken Hıristiyanlık Döneminde, M.S. VI. Yüzyıla kadar Bergama’ da 3-4 Bazilika ve bir Vaftishana bulunmaktaydı. Bu yapılardan günümüze kadar Kızıl Avlu (Serapis Temple) hariç bir iz kalmamıştır.

Bergama XIV. Yüzyıldan itibaren önemli bir Seçuk kenti olmuştur. Kentteki Ulu Cami, Selçuk Minaresi bu dönemdendir. XV. Yüzyılda Bergama her mescit çevresiyle birlikte gelişme göstermiş, mahalleler oluşmuştur. Kent, batıda Laleli Camisi, doğuda Hoca Sinan Mescidi’ nin bulunduğu noktalara kadar genişlemiş, kuzey-güney eksenini ise Parmaklı Mescidi, Mescitaltı Mescidi, İncirli Mescid ve Kurşunlu Cami ile güneydeki en uç gelişme notasına erişmiştir.

Bu gelişim ticaret alanının yoğunluk kazandığı, Parmaklı Mescid, Lonca Mescidi, Mescitaltı Mescidi, İncirli Mescid, Taşhan, Köplü Hamam gibi yapıların inşasıyla belirlenmiştir.

XVI. ve XVII. Yüzyıllarda, II. Bayezid zamanında yapı faaliyetleri yoğunluk kazanmış, bu dönemde tarihi ticari merkezini bu günde belirleyen Hacı Hekim Cami ve Hamamı ile Cafer Çelebi Kervansarayı (Çukur Han) ve Bedesten inşa edilmiştir. Ansarlı Camisi, Şadırvanlı Cami ve Arslanlı Camileri de bu dönem yapılarındandır.

XVIII. Yüzyıl sonu ile XIX. Yüzyılda Bergama Karaosmanoğulları ailesinin ayanlık ettiği bir yerdir. Bergama’ nın tüm mahallelerinde bu dönem veya daha sonraki yıllara tarihlenebilen çok sayıda çeşme ya da çeşme izi bulunmaktadır. Yine bu dönemde Bergama’ da özellikle ticaret yapılarının ve konutların arttığı görülmektedir.

IV.2. Tarihi Ticaret Merkezi’ nde, Çevresel Değerlere İlişkin Gözlemler:

Bergama Tarihi Ticaret Merkezi, kuzeyde akropol etekleri, kentsel sit alanı, güneyde ise cumhuriyet sonrası gelişen yeni Bergama ile çevrelenmiştir. Roma Dönemi arkeolojik alan üzerine kurulu kent merkezi XV. Ve XVI. Yüzyıllarda önemli bir gelişme göstermiştir. Osmanlı ticari ve sosyal yapı kültürünün örneklerinin sergilendiği bir alandır.

Geleneksel el sanatlarının üzerinde yer aldığı sokaklar genellikle taş kaplı olup, 5-7 m. genişliğindedir. Çıkmaz sokaklar oldukça yaygındır. Bu sokakların iki yanında bitişik düzende çoğunlukla tek ya da iki katlı, kesme veya moloz taştan yapılmış yığma dükkan yapıları sıralanmıştır. Bu yapıların bir bölümü XIX. Yüzyıl sonu ve XX. Yüzyıl başı mimari özelliklerini yansıtan yapılardır. Bunların yanı sıra Çukurhan, Bedesten gibi XV. Ve XVI. Yüzyıllara tarihlenen ve Osmanlı ticari kültürünün özelliklerini gösteren yapılara da rastlanmaktadır.

Dar ticaret sokaklarının birbirine kavuştuğu noktalarda yer yer küçük meydanların oluştuğu ve bu meydanların çevresinde kullanım olarak aynı meslek gruplarından oluşan küçük ticaret ünitelerinin yer aldığı gözlemlenmiştir. Bazen önü çardak ve asmalarla gölgelendirilmiş, bu ticari sokak ve meydanlar Bergama halkının beraber olabileceği mekanlar oluşturur.

Yer yer diğer sokaklar ve çıkmazlarla kesilen çalışma alanı oldukça düz bir arazi üzerinde yer almaktadır. Düzgün parke taş ile kaplı olan sokaklarda yağmur sularının yolun orta kısmında toplanması için bir eğim oluşturulmuştur. Sokak genişliği ortalama 3-5 m. dir.

Bölgedeki yapılarda kapılar cephede vurgulanmış bir elemandır ve cephenin şekillenmesinde önemli bir faktördür. Ticaret merkezinde 40-50 yıllık olduğu tahmin edilen çınar ve meşe ağaçları yer almaktadır.

IV.3. Proje Amacı:

Bergama’ da Çukur Han, Bedesten ve arastalar, Hacı Hekim Cami, Mescitaltı Mescidi ile geleneksel el sanatlarının yoğunlaştığı Saraçlar, Urgancılar, Çizmeciler, Pabuççular Sokağı vb. sokakların yer aldığı yaklaşık 20000 m2’ lik bir alanda 1/200 ölçekli kentsel tasarım projesi hazırlanmış, öncelikle, daha önce hazırlanmış Koruma Amaçlı Plan ile geleneksel merkezin ilişkileri kurulmuştur.

Bu proje her devre ait kültür, tarih ve çevre değerleri, mimari ve sanat öğelerinin korunması, günümüzün ve geleceğin gereksinimlerine karşılık verebilecek şekilde dünün ve bugünün sentezinin oluşturulması ve bu ilkelerin çağdaş bir anlayışla tasarıma aktarılması amaçlanmıştır.

Bu amaca yönelik, 1/500 ölçekli arazi kullanımı, mülkiyet, kat yüksekliği, yapı kalitesi vb. analitik çalışmalar, 1/200 ölçekte kentsel tasarım projesiyle bütünleşen peyzaj projesi ve özel alanlarda 1/100 ölçeğinde uygulamaya yönelik meydan ve açık alan tasarımları gerçekleştirilmiş, altyapı uygulama projeleri (su, kanalizasyon, elektrik) ile kent mobilyaları projeleri (1/50 ölçeğinde) hazırlanmıştır.

IV.4. Proje Kapsamında “Mimari ve Sanat Öğelerinin Kullanıldığı” Uygulama Alanları:

1. Hacı Hekim Camisi ve Kapalı Çarşı Giriş Düzenlemesi (Türk Meydanı) :

Bergama’ nın Osmanlı Türk geleneksel kent merkezi özelliklerini en iyi şekilde yansıtan bu alan “Türk Meydanı” olarak düzenlenmiştir. Geniş merdivenleri, asırlık çınar ağacı, çeşmesi ve toplanma mekanı olan camisi ile bu mekan yaya bölgesinin en önemli giriş kapılarından biri olacaktır. Zeminde işlenecek Osmanlı motifi, zemin kaplaması olarak kullanılacak ay şeklinde yöre taşı, beyaz tarak mozaik, siyah-beyaz mermer döşeme ve küçük havuzu ile zenginleştirilerek Kızıl Avlu'’ya giden ve dönen ziyaretçilerin kapalı çarşı ve çevresinde alış-veriş ettikten sonra oturup serin bir mekanda dinlenebilecekleri bir alan oluşturmak amaçlanmıştır. Bu mekan aynı zamanda yöre halkı ve esnafı tarafından dinlenme amaçlı kullanılacaktır (Plan 1).

PLAN 1. BERGAMA TARİHİ KENT MERKEZİ ”TÜRK MEYDANI”

2. Küçük Hal/Şark Pazarı Düzenlemesi:

Geçmiş dönemde de Pazar yeri olarak kullanılan işlevi yapılan tasarımla devam ettirilmiştir (Plan 3).

Küçük Hal, pergola ve tentelerle zenginleştirilerek, bir Şark Pazarı olarak düzenlenmiş, yöre ve ziyaretçilere zengin bir mekan olarak sunulmuştur. Burada zahire, baharat, köylülerin ürettikleri el sanatları ve malların pazarlaması yapılacak, incik, boncuk, kilim vb. açık olarak pazarlanabilecektir. Pazar kurulan günler haricinde küçük bir satış yeri olarak hizmet vermesi düşünülmüştür (Plan 3).

3. Heykel Meydanı ve Kültür Meydanı Düzenlemesi:

Şark meydanı karşısındaki tanımlı, dikdörtgen bir mekan olan, Urgancı Sokak’ daki alan Kültür Meydanı (Plan 2) ve ona bağlanan İplik Sokak’ daki gene dikdörtgen meydancık Heykel Meydanı (Plan 6) olarak, sanatsal faaliyetler için ayrılmıştır. Açık hava mevsimlik/yıllık heykel sergileri, ve geleneksel Bergama kermes toplantıları için uygun bir mekan olarak düzenlenmiştir.

PLAN 2. BERGAMA TARİHİ KENT MERKEZİ KÜLTÜR MEYDANI


Heykel Meydanında heykelleri üzerinde taşıyacak olan, oluklu sütun şeklinde, granit malzemeyle bloklar yapılacaktır. Bu meydanlarda zemin kaplaması olarak, yer yer yöre taşı, kırmızı tarak mozaik, siyah-beyaz mermer döşeme kullanılacaktır.

PLAN 3: BERGAMA TARİHİ KENT MERKEZİ HEYKEL MEYDANI VE ŞARK PAZARI


4. Esnaf Meydanı Düzenlemesi:

Pabuççular Arastasının açıldığı küçük meydan ile zahire pazarının bağlandığı küçük alan birer esnaf meydanı olarak düzenlenmiştir. Bu alanlar, havuz (Plan 7-8), çeşme, ağaç, açık alan, geleneksel bitki pergolalarının olduğu, oturma imkanlarının yer aldığı, genel olarak esnafın sabah, öğle ve ikindi ve vakitlerinde toplandığı, sosyal kaynaşma, usta/kalfa/çırak ilişkilerinin geliştirildiği ve ustalığın öğretildiği mekanlar olacaktır.

Servis yollarını yaya yollarından ayıran giriş engelleri (Plan 9-10) ise, beyaz, mermer malzemeyle, sütunlar şeklinde planlanmıştır. Bu sütunların üzerine Romen Rakamı ile yapım tarihi yazılacaktır. Servis yollarına düzgün yontulmuş ve derzsiz döşenmiş arnavut kaldırımı veya parke taş (geleneksel), yaya yollarına ise tarak mozaik mastarlı parke taş döşeme yapılacaktır.

5. Bitkilendirme Projesi:

Bergama Tarihi Ticaret Merkezi’ nin, oldukça eski yapı gruplarıyla birlikte, ağaç ve sarmaşık gruplarına da sahip olduğu gözlenmiştir. Öncelikle mevcut ağaçlar ve bitki dokusu tespit edilerek, mevcut bitki dokusunun korunması, öneri bitki dokusunun oluşturulmasına ve revizyonuna gidilmiştir.

Dar sokaklara sahip Bergama Tarihi Ticaret Merkezi dokusunda kolay yetişebilir olması nedeniyle bazı sarmaşık gruplarına rastlanmış ve bu grupların korunmasına ve devamına özel önem gösterilmiştir. Asırlık çınar ve meşe ağaçlarının bulundukları mekanı “tarif” edebilme özellikleri nedeniyle birer “doğal anıt” olarak korunması önerilmiştir. Ayrıca mevcut bitki dokusuyla uyumlu ağaç, çalı ve yer örtücü bitki grupları seçilmiştir. Bergama kentinin yaz aylarında rutubet oranının yükselmesi nedeniyle hava akımından yararlanabilecek geniş yapraklı ağaçların alanda yer almasına özen gösterilmiştir. Önerilen bitki grupları ile de hamam, han gibi tescilli yapıları ön plana çıkaracak bir doku çalışması yapılmıştır. Yörenin temel özelliklerinden biri olan çardak altı mekanlar, tasarımı yapılan kent mobilyaları ve bitkilendirmelerle desteklenmiştir. Yöreye uygun sarmaşıklar kullanılmış ve mekanın özgün dokusunun devam ettirilmesi düşünülmüştür (3).

V. SONUÇ

Türkiye, tarihin tüm kesitlerinden bir parçası olan Roma’ dan Osmanlı’ya kadar uzanan birçok kültüre kucak açmış bir ülkedir. Bir ucundan, diğer ucuna kadar konukların yarattığı eserlerle bezenmiş, mimarlık ve sanat öğelerinin en güzelleri üzerinde inşa edilmiştir. Ancak, bir tarafta inşa edildiği zamanın kültür ve uygarlığını betimleyen yapıtlar zinciri, diğer tarafta ise içinde yaşadığı çevrenin bilincinde olmayan arabesk bir toplum.

İşte bu kopukluğun giderilmesi için kısmen koruma planlarıyla kentlerdeki geçmiş kültürün mimari ve sanat öğeleri korunmaya çalışılmaktadır. Ancak önemli olan bu öğeleri ve kentsel dokuyu analiz etmek, yorumlamak, çağımızın kültürünü üreterek, yeni tasarımlarda kullanmaktır.

Mimari özellik olarak, cephe düzenine, yapının sokak içindeki konumuna, giriş ve pencere, çıkma düzenine, plan şemalarına, özgün yapısal özelliklerine, plan öğelerine (merdiven, dolap, gusülhane, sedir vb.) uyumlu olarak yeni yapılaşmalar oluşturulabilir.

Tasarımda, antik Dönem ile Osmanlı Türk Dönemi’ nin mimari ve sanat öğeleri yorumlanarak hem makro hem de mikro ortamlarda kullanılmaya çalışılmıştır.

Zemin kaplamasından, yaya bölgesi giriş engellerine, Şark Pazarı ve Arasta üst örtüsünden çeşme ve banklara kadar malzeme ve form olarak, meydanlara/mekan öğelerine bulunduğu kentin binlerce yıllık geçmişinin birikiminin simgeleri çağdaş malzeme ve yorumla yansıtılmıştır.

Bergama gibi binlerce yıllık bir kültür ve sanat birikimi olan bir kentte, böyle bir tasarımın ilkesel düzeyde geçmiş ile günümüz çevre tasarımı, mimari tasarım ve kent mobilyası tasarımını bütünleştirmesi, yorumlanarak yeni ve ilerici yönlere ulaşması hedefine sahip bulunması, eksiklikleri ve yetersizlikleri en aza indirgemektedir.

 

*16-17 Mayıs 1995; Mimar Sinan Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, 6. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu; “Kentsel Tasarım Ve Kentsel Mikro Ortam Tasarımı”’na; sunulmuştur ancak henüz yayınlanmamıştır.

 

(1) Doç Dr., Şehir Yüksek Plancısı (ODTÜ), Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilim Doktoru (AÜ-SBF); Gazi Üniversitesi, ŞPB Böl. ve Siyasal Bilgiler Fak., Kamu Yönetimi Böl. Öğr. Gör. (Kısmi zamanlı)

(2) N. ÇİZGEN “Kent ve Kültür” Kasım 1994, s. 139.
(3) Akman Proje Ltd. Şti. , 1994, kentsel tasarım çalışma ekibinde peyzaj mimarı Nesrin Özen görev almıştır.