|
ARAŞTIRMA
|
UZAYDAN BAKINCA
Nisan-2002
NASA'nın Çevre Günü dolayısı ile yayınladığı İstanbul Boğazı Haritası (Multi Spectral Scanner İmajı), daha önceki çalışmalarımda ortaya koyduğum "Marmara Levha Tektoniği Modeli"nin güvenilirliğini bir kez daha teyid etmektedir. Daha önce verilen modelin önemli bileşenlerinden bazıları,
1. Şekil-1.deki haritada A,B,C,D ile gösterilen Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun batıda saçaklanan dört kolundan en kuzeydeki, deprem beklediğimiz Orta Marmara Fayının yaşının 8 milyon yıl olarak ölçüldüğü ve toplam atımının 20 km olduğu söylenmişti. (Bakınız : Yapiworld.com , Marmara'nın Tabanında Neler Oluyor-II ?) Burada teyid edilenler:
Şekil-1. NASA'nın Hediyesi- İstanbul Boğazı Multi Spectral Scanner İmajı
a.KAFZ'nun batıda saçaklanma
adedinin literatürde gösterildiği gibi üç değil dört adet olduğu, (Kırmızı
Çizgiler) Adapazarını Bileciğe bağlayan yolda Geyve civarında, Sakarya Vadisinin
her iki yanında, yaklaşık 100 m yüksekliğinde km'lerce boyunda kayaları peynir
gibi kesen fay aynaları neden yok farzediliyor.
b.8 Milyon yıl yaşındaki kuzey kolun toplam atımı için verilen 20 km' nin
haritada belirtilen 7 adet Çek Ayır zonu (Pull Apart Zone) için ancak yeterli
bir miktar olduğu, (Sarı Çizgiler)
c.Bu Çek ayır zonlarının inanılmaz duyarlıkla biribirine paralel dereler oluşturduğu,
(Beyaz Çizgiler)
d.Bu dere eksenlerinin Kuzey Kolun, (haritada kalın yaylı okla gösterilen)
Genel Tork Momenti yörüngesi ile neredeyse tam 60° (Kural
Gereği) açı yaptığı,
e.Halbuki, Kocaeli Yarımadasında ve Çatalca Yarımadasındaki eski Dağ Oluş
Sisteminden Kalma Kıvrım Eksenlerinin Kuzey-Güney olmasına karşılık, Çek Ayır
derelerinin doğrultularının Kuzeybatı-Güneydoğu olduğu, ve dolayısı ile bu
derelerin birer senklinal deresi olma olasılıklarının tartışılabileceği...
olarak gösterilebilir.
2. Çekmece Çöküntüleri adı altında Yapiworld.com 'da yayınlanan çalışmamda, Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerine dökülen dereleri Jeomorfolojik argümanlarla irdelemiş ve bu derelerin birer depresyon deresi olduklarını söylemiştim. Bu depresyonları oluşturan kuvvetin yatay bilateral gerilimlerden kaynaklandığını ve etken kuvvetin gaz basıncı olduğunu söylemiştim. Uzay imajında da bu iki (4 ve 5 ile gösterilen) çek ayır zonunun diğerlerinden ayrıcalıklı oldukları görülmektedir. Bu ayrıcalık sonucunda kırmızı kapalı alanlarla gösterilen depresyonlar gelişmiştir. Diğerleri Tek dere ile karakterize edilirken Çekmece'ler çift dere ile belirginleşmekte ve bilateral gerilimler, diğerlerinden daha etkin çalışmaktadırlar. Özetle hepsini oluşturan birincil etken, bütün karakteristiklerine sahip olduğu Çek ayır işlevi iken, Çekmece'lerde ilave bir yanal gerilim de etkili olmuştur. Bu ilave gerilim ise gaz basıncı yükselmesidir.
3.Haritada gösterilen küçük sarı oklar, batıya doğru ilerleyen güneydeki Orta Anadolu Mikro Levhasının, Kuzeydeki duran (Avrasya) Levhasında hangi noktalardan takıp kuzey levhayı nasıl yardığını göstermektedir.
4. Tuzla
Deprem Aktivitesi başlığı
ile Yapiworld.com 'da yayınlanan çalışmamda Tuzladaki depremin "uzay
imajında da renk farkı ile görüldüğü gibi" bir batolitin buhar basıncı
depremi olduğunu belirtmiştim. Bu çalışmada KAFZ'nun bu bölgenin güneyinde,
(huzur içinde yatsın Aykut Barka'nın ve diğerlerinin çalışmalarında Çınarcık,
Marmara Ereğlisi ve Tekirdağ çukurluklarının birer çek ayır zonu oldukları
belirtildiği gibi) birkaç çek ayır zonu varken, kuzeyde de Tuzla'da bir çek
ayır zonu varlığını sürdürmüştür diye yazmıştım. Şimdi Olaya daha büyük
boyutlu olarak bakınca (uzaydan bakınca) kuzeydeki çek ayır zonlarının, 60
derecelik açıların ışığında, bir değil yedi adet olduğunu söyleyebilmekteyim.
İstanbul'un altında fay yok diyenlere ithaf olunur.
Tarihsel depremlerden sadece 1894 depremi 300 can kaybı ile düşük derecede can almıştır. Buna karşılık çok uzun süreli olması dolayısı ile büyük psikolojik bozukluklara neden olmuştur. Diğer taraftan tarihsel depremlerden 1766 depremi için "Küçük Kıyamet" tabiri kullanılmış, 1509 depremi ile ilgili bir diğer gravürde ise insanlar yıkıntıların altında çırpınırlarken resmedilmiştir. "İstanbul'da tarihsel olarak hiç şiddetli deprem olmamıştır." diyenler Şekil-2 de verilen Gravüre bir baksınlar. Hiç ayakta kalan bir yapı var mı? Yıkıntıdan kurtulmuş bir insan ya da hayvan var mı? Galata kulesine kadar tırmanan Tsunami söylemi hayal mahsulü mü? 1994 yılında Milliyette "Dünya deprem tarihine geçeceğiz" diye yazdığımda felaket tellalı diyenler olmuştu. Soruyorum şimdi. Dünya deprem tarihine geçmedik mi?

Şekil-2. 1509 İstanbul Depremi (Terra Motae)

Şekil-3. 1529 Yılına ait bir ahşap oyma (Peter Coecke)
Arkada II.Mehmet Camii Minareleri yıkılmış halde. 1509'dan sonra 20 yıl bu
şekilde bırakılmış olması ilginç. (Terra Motae)
Toplum içerisinde Jeofizikçi olduğumu öğrenince konu hemen depreme geliyor. Eskiden depremin olup olmayacağını Allah bilir diyenler çoğunluktaydı. Şimdilerde ise dikkatimi çekecek biçimde "Ben İstanbul'da deprem olacağına inanmıyorum" diyenler türemeye başladı. Bilirsiniz, insanlar olmasını istedikleri şeye gerçek dışı da olsa inanmaya meyyaldirler. Bu eğilim biraz da bulaşıcıdır. Ancak insanların öğrenme, önlem alma ve yaşama haklarını hiçe sayarak kişisel prim kazanmak kabul edilemez. Diğer taraftan "Deprem olacak. Önlem alın." diyenler de bazı çevreler tarafından rant peşinde olmakla suçlanıyorlar. İşte bu yüzden ben şimdiye kadar etrafımda olanlara aldırmadan yazılarımda olaya bilimsel açıdan yaklaşmaya çalıştım. Sadece bu yazımda, adeta deprem olmayacak kampanyası yürütülmeye başlanınca, belirgin bir tepki koymak durumunda kaldım.
Bazan Türkiye'de bilim adamı olmak zor diyorum. Bunları bir Amerikalı ya da bir Avrupalı yer bilimcisi yazsaydı herkes (sümmehâşa) on emir gibi kabul ederdi. Yazılanların icazetinin alınması için (Avrupa da bile değil,) Amerika'da bazı çok güvenilir periyodiklerde yayınlanmış olması dayatması da caba. Velev ki yayınlanmış olsa, kamu oyunun haberinin olamaması da ayrı bir konu. Tabiidir ki buna karşılık, kamu oyunun dikkatini çekmenin yollarını bazı bilim adamlarımız çok güzel bir biçimde keşfetmiş bulunuyorlar.
_________________
*Uğur Kaynak ,1939 yılında Elazığda Doğdu, İ.Ü.F.F.'den 1965 'te Mezun oldu, Etibank'ta, Fırat Üniversitesinde çalıştı. Kocaeli üniversitesinden kadrolu profesör olarak emekli oldu. 16 adedi depremle ilgili olmak üzere farklı konularda 37 yayın yaptı.