|
ARAŞTIRMA
|
DEPREM-HURAFE-NÜKLEER DENEME-TESLA MAKİNESİ
Nisan-2002
Depremin ruh sağlığımızda ne kadar büyük yaralar açtığını herkes gibi ben de bilirim. Yaşım ve işim gereği onlarca deprem yaşadığım halde, ancak Doğu Marmara Depreminde, depremden korkulması gerektiğini öğrenmiştim. Depremin şokunu birkaç ayda atlatabilen depremzedeler acı gerçekleri ne yazık ki aylar sonra görebiliyorlar. Neler olduğunu hâlâ tam olarak kavrayamamış olanlar bile var.
Mekân Adapazarında
bir çadırkent. Kurmakta olduğumuz çocuk yuvasının pencere bağlantılarının
vidalarını sıkıştırmaktaydım. Arkamda deprem hakkında bir şeyler öğrenmek
için sürekli sorular soran genç anne adayı vardı. Hem çalışıyor hem de ona
cevap veriyordum. Bu sırada Hoca? olduğumu öğrenen başka bir genç kadın da
bize katıldı. O da depremden korktuğunu fakat bir takım baş örtülü kadınların
kendisini daha da çok korkuttuğunu anlattı. Aynı cüppelilerden anne adayımız
da şikayet etti. Derken bir süre sonra konuşmamız kesilince arkamdaki iki
genç kadın birbirleri ile tanışma ihtiyacı duydular ve aralarında tam olarak
(hiç aklımdan çıkmayan) şu konuşma geçti:
-Kardeş yeni mi geldin?
-Evet
-Kaç ölünüz var?
-Bizim sekiz. Ya sizin?
-Benim yirmi!
...
Tanışma merasimi böylece bitmiş oldu. Bitti ama benim de elimde tornavidayı
tutacak güç kalmadı. Bir süre başka şeyler yapmaya çalıştım ve sonunda duvarın
gölgesindeki tabureye çöktüm.
Hamile kızımız yeni
arkadaşını da alıp hemen yine yanıma geldi. Bu sefer aramızda geçen konuşmanın
bir parçasını aktarıyorum.
-....
-Kızım niye öyle düşünüyorsun. Hadi bırak İsrailli komutanların içki içtiğini,
peki vatan görevi için gelmiş askerlik yapan göz bebeğimiz mehmetçiklere ne
diyorsun? Onların ne günahı vardı? Bir koğuşta otuzyedi tanesi şehit oldu!
Bu mu Allahın cezalandırması?
-Hayır hocam. Senin bilmediğin şeyler var.
-Neymiş onlar bakalım?
-O mehmetçiklerin cesetleri bulunduğunda onların üstü insan altı domuz çıktı.
-....Kızım Tamam. Evladım yeter. Yahu ben bir saattir boşuna mı konuşmuşum?
Simdi senin ne farkın oldu o şikayet ettiğin kara cüppeli kadınlardan?
Ve ağlayarak uzaklaşan genç kadının arkasından çaresizlikle bakakaldım.
Sonra anlaşıldı ki deprem birileri için harika bir hurafe üretme konusu. Daha neler uyduruldu din adına neler!
Yukarıdaki girizgâh'tan sonra ilim-bilim-film 'in iç içe geçtiği Deprem-Nükleer deneme ve Deprem-Tesla Makinesi demagojilerini bu yazımda ele almak istiyorum.
Tarihte insanların geleceğini doğrudan ilgilendiren bir çok anlaşma yapılmıştır. Bence bunların içinde en önemlisine imza atmak, bir sinema sanatçısı ile bir polis şefine nasip oldu. Ronald Reagan ile Mikhael Gorbaçov, Orta Menzilli Füzelerin tamamını ve Balistik Kıtalararası Füzelerin bir kısmını imha eden anlaşmayı imzaladıkları zaman sanırım gerçekten mutluluk ve gurur duymuşlardır. Yalnız burada USA bu anlaşma ile Yer altı Nükleer Denemelerini de rafa kaldırmış oldu. Dolayısı ile olanlar da Yer altı Nükleer Denemelerine oldu. Olanlar oldu zira Yer altı Nükleer Denemeleri tamamen barışçıl bir gelişim planıydı. Buna dünyada inanmayan çok olsa da ben inanıyorum. Çünkü neler yapıldığını ayrıntıları ile anlatan yayınlardan ne olup ne olmadığını öğrenmiş bulunuyorum. Şimdi USA'nın gizli sırlarını deşifre ettiğim falan sanılmasın. Bu bilgileri Brookhaven Ulusal Lab., Oak Ridge Ulusal Lab. Ve US Atomic Energy Commision AEC yayınlarından elde ettim.
Yer altı Nükleer Denemelerinin en önemlileri Gnome, Sedan ve Plow Share Projeleriydi. Bu projelerin amacı barışçıl ekonomik işlevler elde etmekti. Barışçıl olmak zorundaydı. Çünkü Yer altı nükleer denemelerinin yapılabilmesi için en küçüğü 3 kilotonluk olan, ancak üst üste konulmuş iki varil kadar küçültülebilen bir atom bombasına ve dev gibi bir sondaj makinesine gereksinim vardır. 5-6 kT dan büyük bombaları sondaj kuyusuna göre yeterince küçültemedikleri için kullanamıyorlar. (Kiloton= 1000 ton Tri Nitro Toluen'e eşit patlama gücü). E bu sondaj makinesi de yabancı bir ülkenin topraklarında gizli gizli haftalarca çalışamayacağına göre bu nükleer denemeler barışçıl olmak zorundadır. Ayrıca bir yer altı atom bombası, ham maddesi Türkiyede çok bol olan Boraks tuzu ile kaplandığında NIGA etkisi yapmıyor. Yani kraldan çok kralcı gibi davranarak alkali katyon taşıyan kireçtaşı, kalker, mermer, dolomit gibi kayaçlar, aldıkları nötron bombardmanı etkisi ile radyoaktif hale geçip, bombanın ışıması çoktan bittiği halde yıllarca zararlı ışın yayamıyorlar. Ben, daha buharı tüten yeni açılmış bir yer altı buhar kazanının içerisinde kısa kollu gömlekle çalışan işçilerin video görüntülerini seyretmiştim.
Eğer çalışmanın yapılacağı
yerin jeolojik yapısı biliniyorsa,
1.Bu bölgede istenilen derinlikte atom bombası patlatılarak bir krater açılabilir.
Bu kraterin kenarları isteğe uygun olarak çıkan molozla bir duvar biçiminde
yükseltilebilir ya da moloz kenar duvarı olmayan krater açılabilir.

Şekil-1.Kenarlıklı optimum derinlikle krater açılımı
2.Bu çalışma alanının derinliklerinde bir maden veya endüstriyel ham madde
yerinden çıkarılmadan kırılabilir. Örneğin bu bir bakır yatağı ise bu yatak
işetmeye alınmadan önce yerinde kırdırılıp leaching yöntemi ile bakır elde
edilebilir.

Şekil-2.Krater Çeşitlemeleri
3.Derinlerde tuzlu katmanlar varsa, bu tuzlu katmanların sıcaklıkları yüksek ise, bu derinliklerde yapılan bir patlama ile en azından bir kapalı spor salonu büyüklüğünde tabanı düz tavanı yarım küre biçiminde bir mekan eritilerek açılabilir. Bu kubbe mekanın sonradan içine indirilen işçiler tarafından duvarlarına delikler açılarak içeriye buhar girmesi temin edilir. Böylece binlerce yıl enerjisi tükenmeyecek bir buhar kazanı elde edilmiş olur. Ya da bu kubbe mekan Radyoaktif atık deposu olarak kullanılabilir.

Şekil-3.Kataklastik Parçalama

Şekil-4.V Şeklindeki Vadide Yapılan hazırlık.

Şekil-5. Kil Çekirdeksiz Olsa da Birkaç Saniyede Vadiyi
Dolduran Kaya Dolgu Baraj
4.Birinci şıktaki kraterler, katman kalınlıkları da hesaba alınarak yan yana bir çizgi boyunca patlatılırsa, bu kez krater yerine birkaç saniye içinde bir su yolu (Kanal) açılır. Buna Plow Share Project :Pulluk İzi Projesi adı verilmiştir. Teoride, panama kanalının bitişiğinde bir yenisinin bu yöntemle (yıllarca hazırlık yaptıktan sonra) birkaç saniyede açılacağını ve iki okyanusun birbirine bağlanacağını bile söylemek mümkündür. Bu patlamalar ise en çok 4.2 Richter büyüklüğünde bir yapay deprem oluşturabilmektedir. (Kaynak: yapiworld.com/deprem , Sismik Enerji, Sismik Moment Kavramları)

Şekil-6. Pulluk İzi Etkisi İle Kanal Açma.
Tesla ise Elektromagnetik
Verici üzerinde çalışan bir fizikçiydi. İlk Bilgisayarın (ENIAC) 1.5 ton kadar
olduğu gibi Tesla'nın yaptığı prototipler de bu günkülere göre oldukça iri
yarı idiler. Tesla Maxwell'in teorisini kurduğu Elektromagnetik (EM) Yayınım'ı
gerçekleştirmek istiyordu. Bunun için bu gün cep telefonlarımızın içinde bir
benzeri olan EM verici üzerinde çalışıyordu. Vericiyi enerji ile beslemek
için elinde 220 Volt 50 Hertz'lik bir şehir cereyanı yoktu. Enerjiyi de statik
elektrik makinesinden yani Van de Graff Jeneratöründen elde etmek zorundaydı.
Çok enerjiye ihtiyacı olduğunu sandığından büyükçe bir jeneratörle çalışıyordu.
Bilmen resmini gördünüz mü? Kocaman ve karmaşık görünümlü bir çark. Havada
halat gibi kablolar izolatörler. Kocaman kürelerden birbirine şimşekler atlama
yapıyor. Bu statik elektriği bobine göndermeden önce alternatif akıma dönüştüren
kocaman bir sinyal jeneratörü de görüntüye giriyor. Ve kocaman Tesla verici
bobini. Bu iri makinelerin ve şerare yapan arkların fotograflarını gören boş
gözler, donanımsız beyinlere "Bak neler varmış. Demek bunları gizlediler."
dedirtebilmektedir. Halbuki aynı işlemler bu gün cep telefonumuzun içinde
minicik bir batarya ile de çalışabiliyor. Kıyamet makinesi olarak tanıtılan
şey bir radyo vericisinin atası.

Şekil-7.Tuzlu Katmanlarda Açılan Buhar Kazanı veya Radyoaktif
Atık Deposu.
Bu işlemlerin yapılabilmesi için jeolojik yapının bilinmesinin yanında hangi derinliğe kaç kilotonluk A-Bomb konulacağının hesaplanması da gerekiyor. Bu hesaplar her formasyon ve her yapı için ayrı ayrı empirik formüllerle tanımlanmış bulunmaktadır.
1908 yılında Tesla, Makinesini Sibirya Tsunga'da denemiş ve Hiroşimanın 40.000 katı bir enerji açığa çıkmışmış. Daha Neler.
Ben televizyondan röportajını
izledim. Taygaların Tundralara ulaştığı bölgelerde yaşayan bir köyün bütün
yaşlıları başlarının üzerinden çok büyük bir "AĞDI" nın kaydığını
ve uzaklarda korkunç bir gürültü ile patladığını ve deprem gibi yersarsıntısı
olduğunu söylüyorlardı. Burada benim dikkatimi ağdı kelimesi çekti. Dikkat
ederseniz Türkçe bir kelime olup "akdı" diye isimledirilen nesne
bizim "yıldız kaydı" dediğimiz olayın büyük boyutlusu. Aşık Veysel
bile ünlü türküsünde "Yıldız gibi Ağdı geçti" der. Yani meteorit
düşmesine verilen isim. Ancak burada bir yanlışlık yapılıyor. Çünkü düşen
meteorit ya da iri bir meteorit olan asteroid değil. Küçük bir komet. Yani
Kuyruklu Yıldız. Kilometrelerce ormanı yatırıp sonunda yere ulaştığında kavuran
bir nesne. Fakat bir iz veya bir dünya dışı parça bulunamıyor. Bulunamaz çünkü
düşen nesnenin bu günkü adı kuyruklu yıldız değil "Büyük Kartopu"
veya "Kirli Kartopu". Tamamen Toz ve Buzdan oluşuyorlar. To-Tauri
fazında Güneş sisteminin dışına gönderilen gezegenlerin atmosferik su buharlarının
bu gün buzdan topaklar halinde geri dönenleridir bunlar. Bunların daha küçük
olanlarından binlercesi atmosferin üst katmanlarına girer girmez buharlaştıkları
için gözlemcilerden bazıları "Acaba okyanusların kaynağı bu Kirli Kartopları
mı diye şüpheye düşüp hesaplar yapmışlardı.
Yukarıdaki İlim-Bilim-Film tamlamasına film kelimesini kafiye olsun diye yazmadım.
Bana gönderilen bir e-mail'deki Tesla Makinesi temalı yazının ayrıntılarını
bir görseniz. Tam bir aksiyon film senaryosu. Aşağıdaki örneklere bakın.
"...Gölcük Askeri tesislerinde oldukça garip olaylar
olmakta. Kapılar kendiliğinden açılmakta, Mühimmat depolarında siyahi subaylar
dolaşmakta, arabalar durduk yere çalışmakta."
"...Marmarada Sismik ağ kurulmuştu. Amerikaya depremi öğrenmek için bilim
adamı gönderiliyordu...Bölge Sismik espiyonaj altındaydı."
"...İsraille Amerika o gece elektro sismik haberleşme yapacaklardı.
"...Operation Night Hawk başladı. Gölcüğün altındaki devasa makineler
saat 03.00'da çalışmaya başladılar."
"... Fakat doğa kendini yönetmeye kalkanlardan intikamını almıştı."
"...Düğmeye basanlar şampanya kadehleri ellerinde donup kaldılar. O gece
bir şeyler ters gitmişti."
"...Sessizliği İsrailli komutanın buz gibi emri bozdu:
-Let's pack! We're mowing out! Call operation Q. Right now! İmmediately. Stop
Whinning! Move Move Move!
"... İşte o anda Q planına geçildi. Tüm haberleşme ve elektrik sistemleri
felç edildi."
Tabi burada benim irfânım bu durumu pek kavrayamadı. Örneğin Türkiye'nin bütün telefonları, özel televizyonları, devlet radyoları, Keban, Karakaya, Oymapınar barajları ... nasıl birkaç saniyede felç edildi? Teknolojiye bak!
Bütün bu yukarıdaki mugalata'nın neden yapıldığını çok iyi anlıyorum da şu cümleyi "ve benzerlerini" bir türlü anlayamıyorum. Doğa kimden intikamını almıştı? Kim suçlu? Doğa mı? Fay mı? Yoksa cehalet mi?
_________________
*Uğur Kaynak ,1939 yılında Elazığda Doğdu, İ.Ü.F.F.'den 1965 'te Mezun oldu, Etibank'ta, Fırat Üniversitesinde çalıştı. Kocaeli üniversitesinden kadrolu profesör olarak emekli oldu. 16 adedi depremle ilgili olmak üzere farklı konularda 37 yayın yaptı.