|
ARAŞTIRMA
|
SAROS-GÖKÇEADA (2003-5.3) DEPREMİ
Temmuz-2003
Bu harita ilginç:
Şekil-1.
USGS Haritası.
Haritada ilk bakışta rastgele
boyandığı izlenimi veren deniz tabanı topografyası (batimetri) gölgelendirmeleri
dikkat çekiyor. Koyu mavi gölgelendirmeler derin deniz tabanını gösteriyor.
Marmara denizinin derin çukurluklarının yaklaşık olarak boyandığı görülüyor.
Öyleyse Ege tabanı da yaklaşık boyanmış olabilir. Ama yine de Ganos Fayının
Ege denizinin tabanında doğrultusunu değiştirmeden Yaklaşık olarak Selanik'e
yöneldiğini ve Yunanistan sahillerine kadar yanaştığını gösteriyor.
Bir de Sayın DOHAD Y.K.Bşk.
Bülent Doruker'in Kandilliden aldığı koordinatlara göre hazırladığı haritaya
bakalım:

Şekil-2. www.sismikaktivite.org
da yayınlanan DOHAD haritası.
Pülümür, Bingöl, Manyas ve Saros depremlerinin birinci ortak yanları doğrultu atımlı faylar üzerinde oluşmuş olmalardır. Her üçünün de ikinci ortak yanları beklenilenden çok düşük magnitüdlü olmalarıdır. Üçüncü ortak yanları ise hiç de doğrultu atımlı fay artçıları gibi doğrusal bir şablon vermeyip dairesel bir şablona sahip olmalarıdır. Bunlar Şekil-3.te kalın kırmızı dairelerle gösterildi. Bu depremler dairesel artçıları dolayısı ile tam büyük faylara denk gelen buhar basıncı depremleridir. İnce kırmızı elipsler ise Türkiyemizin altındaki olası derin Manto Sorguçlarını göstermektedir. Manto sorguçları yükselen ergimiş malzeme olup, yerkabuğunun altını yukarıya doğru ters çevrilmiş bir koni biçiminde zorlarlar. İşte bu eliptik deprem dağılımları bu ters konilerin tabanlarının yeryüzündeki dağılımlarıdır. Dikkat edilirse elipslerin uzun eksenleri de birbirine paralel fakat genel deformasyona dik doğrultudadır. Bu görüntüler tamamen mekanik kurallara bağımlı olup jeolojik olgularla eşleştirilmemelidir. Zaten deprem de yer altında oluşan mekanik bir olaydır.
Şekil-3 Eliptik Şablonlu Episantrlar ve Anadolunun Derin Dilimleri
Bir de 1900 den beri güzel yurdumuzda oluşan 6 dan büyük magnitüdlü depremlerin dağılım haritasına Şekil-4. bakalım. Bu haritadaki deprem merkezleri tam siyah oklarla gösterilen Afrikanın ötelemesine paralel oluşmuşlardır. Yer yüzünde bu çizgiselliklerin jeolojik işaretlerini görmek olası değildir. Bunlar derin (Litosfer tabanı ile Kabuk arasındaki bol sulu katmanda) oluşan kırıklardır.

Şekil-4. Anadolunun derin kırıkları
Sonuçta bu oluşan Saros
depremleri beklenilen büyük kırılmanın KIRILMA ENERJİSİNİ KÜÇÜLTEMEZ. Ancak
gerilimden az da olsa çaldığı kadar oluş zamanını geciktirebilir. Tetikleme
olayı ise aynı sistem üzerinde olsun ya da olmasın bütün büyük depremlerin
etkileri ile oluşabilir. Zira depremler aynı sistem üzerinde olmasa da aynı
gezegen üzerinde oluşmaktalar.
_________________
*Prof.Dr. , Kocaeli Üni. Emekli Öğretim Üyesi, Anadolu Çevre Asamblesi II Başkanı.