|
ARAŞTIRMA
|
SAVAŞTEPE DEPREMLERİ
Prof.Dr.Uğur KAYNAK*
Aralık-2001
Son bir yıl içinde Balıkesir-Manisa-Afyon il sınırlarının kesişim noktasında deprem fırtınası olarak isimlendirilebilecek tektonik aktivite dikkatleri çekmektedir. Şimdiye kadar yaptığım deprem modelleme çalışmaları hep İstanbul civarını ve Marmara Depremini hedef almaktaydı. Fakat özellikle Savaştepelileri ve yakın çevresinde yaşayan Bigadiç, Sındırgı ve Soma'lıları bir düşünün. Onlar herhalde "Bizi düşünen yok !" diyorlardır. Öyle düşünenler üzülmesin. Tasada ve sevinçte birlikteyiz.
![]() Şekil-1. Savaştepe Deprem Fırtınası 2001 yılı Episantr Dağılımı. Sayısal Grafik San.ve Tic. Ltd. 'nin Nefis çalışmaları sonucunda Internet'ten elde ettiğim yukarıdaki haritaya bakarak ahkâm kesme fırsatı buldum. Teşekkürler Sayısal Grafik, Teşekkürler Yapiworld. |
Jeofizikçiler , hızla ilerleyen bilim ve teknoloji sayesinde artık yer altındaki madenlerin şeklini, tonajını, kimyasal formülünü (cinsini) ve tenörünü (zenginlik derecesini) bile saptayabiliyorlar. Teknoloji harikası aletlerden bazıları zemin etüdlerinde, bazıları temiz, kirli, sıcak, soğuk, yükselen, alçalan, yanal hareket eden yer altı suyuna yönelik tesbitler yapabiliyor. Bazı aletlerimiz yerçekiminin yüz milyonda birini (0.01 miligal = Yerçekimi /981/1000/100), yer magnetik alanının on milyonda birini (0.001 Gamma = Yermagnetik Alanı/10.000/1000) ölçebilmekteler. Şu anda Yer Kürenin merkezinden Atmosferin en dış katmanına kadar "biz Jeofizikçilerin" burnumuzu sokmadığımız olay kalmadı!. Kullandığımız yüzlerce harika alet var. Fakat yine de her aletin verilerini değerlendiren ve yorumlayan bir jeofizikçi olmadan o aletler bir işe yaramıyorlar. Örneğin , Derin sondaj kuyularına indirilen sismometre'ler yerel depremleri anında PTT kanalları ile, ya da radyo linklerle Kandilli Rasathanesine ya da Deprem Araştırma Merkezine gönderiyor. Orada elde edilen en az üç farklı istasyona ait varış zamanlarından depremin yeri haritalara işaretleniyor. Sayısal grafik firması bu verileri on line olarak alıyor. Kendi haritasına işliyor. Autodesk isimli bir bilgisayar programı yardımı ile internet'te yayınlıyor. Uğur Kaynak evinde otururken aynı haritayı elde edebiliyor. Bu işlemler en geç depremden yarım saat sonra gerçekleşiyor. Ve Savaştepe Deprem Fırtınasını Modellemesi mümkün oluyor. Söyle ki:
![]() Şekil-2. Manto Sorgucu. (Şekilde konveksiyon hücrelerinin boyutları, olayın görüş açısını genişletmek adına küçültülmüştür.) |
Yerküre'nin, Dış Çekirdekten sonra en sıvı özellikli katmanı olan Astenosfer içinde oluşan konveksiyon döngülerinin dönüş köşelerinde biçim değiştirmeyi takip edemeyen çatlaklar oluşur. Bu kısım yükselen malzeme içinde yer aldığı için zaten çevresinden bir miktar daha sıcaktır. Bu çatlaklardan, orada bulunan bütün akışkanlar düşük basınç bölgesine (yani yukarıya ) doğru kaçak yaparlar. Terk ettikleri yerde içsel basınç düşer. Düşük basınç bölgesinde ergime ısısı düşer. Ve kritik sınırda (Katı mı olsam sıvı mı olsam sınırında) bulunan tikel ergimiş Astenosfer malzemesi, bu noktada tam ergimeye başlar. Bu noktaya Hot Point (sıcak Nokta) adı verilir. Şu anda Yerkürede 122 adet sıcak nokta tesbit edilmiştir. Sıcak Nokta 'da ergiyen malzeme de akışkandır. Dolayısı ile o da doğal bir akışkan davranışı olarak düşük basınç bölgesine kaçak yapar. (Yani yükselmeye başlar.) Bu sırada milyonlarca yıl geçse de, genellikle "üç Omfasit, bir Granat, bir Kuvars=Eklojit" bileşimindeki yükselen ergimiş Astenosfer malzemesi, yükselerek ulaştığı katmanlardan daha sıcaktır. Bu sayede yükselme durdurulmaz bir hal alır. Zira çevresinden daha sıcak olan ve yükselen magma, yolu üzerindeki malzemeyi de ergiterek yükselir. Bu duruma erişince bu olgu, manto sorgucu adını alır ve milyonlarca yıl süren yavaş bir yükselimle kabuğun altına kadar ulaşır. Bu yüzden son 120 milyon yıldan beri 122 adet sıcak noktanın yerlerini pek az değiştirdiklerine inanılır. (Şekil-2)
Yaklaşık 30 km kalınlığındaki kabuğun altına ulaşan sorguç, kabuğa uyguladığı
baskı ile hem onu alttan ergitmeye hem de omuzlayıp kaldırmaya çalışır. Böylece
sıcak nokta yeryüzüne taşınmış olur. Buralarda ısı akısı çevresine göre daha
yüksektir. Bu sırada gözle fark edilmeyecek mertebede yükselen kabuğa kubbe
(Dom) adı verilir. Domlar 1 m ila 40 m yüksekliğinde ve bazan 120 km çapında
olabilirler. Daha sonraki aşamada bu dom bükülerek değil kırılarak yükselmeye
başlar. Bu durumda meydana gelen oluşuma Konik Horst, meydana gelen dönel
hiperbolik çatlaklara ise Konik Faylar (Cone Sheets) adı verilir.
![]() Şekil-3. Konik Faylar |
Sonuçta konik olsa da fay faydır. Yani konik faylar da her çalışmalarında, şiddetli olmasa da bir deprem üretirler. İşte bu konik fay depremleri de Şekil-1 deki gibi Çembersel dizilim gösterirler. Özellikle Dıştaki iki çember üzerindeki depremler mükemmel bir çember çizecek biçimde yer almışlardır. Bu segmentlerde tam çember üzerindeki fay sayısı arada kalan fay sayısından fazladır. Yani Kandilli Deprem Araştırma Merkezi, Episantr lokasyonlarını inanılmaz bir duyarlılıkla tesbit etmiştir. Bu aşamada sıcak su ve kaynar su çıkışlarına rastlanılır. Böylece sonuçtan sebebe ulaşmış olduk. Peki ilerde neler olur?
Eğer oluşum varlığını yeterince sürdürürse bundan sonraki aşamada dome, aralarında 120'şer derecelik açılar olan üç adet yarılıma tabi olur (Triple Junction). Bu olay doğal olarak volkanizma eşliğinde gerçekleşir. Eğer Orta - Batı Anadolu kaması, batıya doğru ilerlemesini hızlandırmazsa, yaklaşık bir milyon yıl sonra, Savaştepe'de tıpkı Kula volkanları gibi, bir ya da birkaç volkanımız olacak demektir. Zira, kural olarak kıta ortası volkanları, yavaş hareket eden ya da duran levhaların altındaki sabit sıcak noktalar tarafından imal edilmektedir. Bir volkanımız eksikti demeyin. Şimdiden rüzgar altı olmayan Kınık, Soma, Bergama ve İvrindi'de kahraman arsa spekülatörlerimiz "Volkan Manzaralı Tripleks Dağ Evi" satışına başlayabilir ve ekonomiye canlılık getirebilirler!.
Sonuç:Savaştepe deprem fırtınası
da tıpkı Denizli deprem fırtınası gibi derinlerdeki buhar (volatil) basıncı
ile ilgilidir. Bu tür depremlerin magnitüdleri nadiren 5.5 Richter'e ulaşır.
Bu büyüklükte bir depremde Doğu Anadolu'da Dere bloklarının çamurla tutturulmasından
yapılmış , üzerinde on ton toprak dam olan "normal evleri değil" ağır
barınakları yıkılabilir. Batı Anadolu'nun kırsal evleri daha sağlam yapılı olur.
O yöredeki Hımış ve en çok iki katlı hatıl konulmuş Yığma Tuğla
evler ve deprem yönetmeliğine uygun Betonarme Yapılar depreme dayanıklıdır.
Dolayısı ile Yöre halkının endişelenmesine gerek yoktur.
Denilebilir!.
*Uğur Kaynak ,1939 yılında Elazığda Doğdu, İ.Ü.F.F.'den 1965 'te Mezun oldu, Etibank'ta, Fırat Üniversitesinde çalıştı. Kocaeli üniversitesinden kadrolu profesör olarak emekli oldu. 16 adedi depremle ilgili olmak üzere farklı konularda 37 yayın yaptı.