YapiWorld
ARAŞTIRMA

 

SULTANDAĞI DEPREMİ

Prof.Dr.Uğur KAYNAK*

Şubat-2002

Depremzedelerimize yürekten başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimle başlıyorum.

Sultandağ depremi, Magnitüdü (büyüklüğü) ile normal fay depremlerinin üst sınırını zorlarken, yamulmuş etki alanı ile de dikkatleri çekiyor. Her iki sıradışı davranışa da aynı zamanda yanıt verebilecek iki ayrı etken var.

Bunlardan birisi düşey bileşenin yanında kendini hissettirecek kadar önemli bir yatay bileşen olması, diğeri ise fay kompartmanlarından birinin diğerinden daha ağır olmasıdır.

Önce deprem bölgesinin kabuk yapısına bakalım.


Şekil-1. Kabuk Yapısı Kesiti.

Kesitten de görüldüğü gibi Sultandağı Fayının Güney batısında, Toros Dağlarının ve kabuğun tabanındaki Dağ Köklerinin varlığı dolayısı ile ağır bir kompartman var. Fayın kuzey doğusunda ise nisbeten hafif bir kompartman olan İç batı Anadolu Kabuğu var.

Eğer bu kesitte gösterildiği biçimde Sultandağı Normal Fayı sadece düşey bileşen etkisi ile çalışsaydı, etki alanı Kırşehir-Ankara yönünde daha büyük, Denizli-Isparta yönünde daha küçük olmak üzere yönlenecekti. Halbuki Yine eğim aşağı da etkin olmak üzere bu kez oldukça belirgin bir yamulma ile etki alanı deforme olmuş ve en etkili kadran kuzey batıya doğru gelişmiştir.

Tekdüze ve engebesiz bir kabukta yatay bileşene sahip, doğrultu atımlı bir fay, gönderdiği deprem dalgalarının polarizasyonu bakımından kuşbakışı krokilendirilirse, Şekil-2.’deki gibi bir şablon elde edilir. Buna Üstmerkez Kutuplanma Biçemi (Epicenter Polarization Pattern) diyelim,


Şekil-2.Homojen Uniform Kabukta Yatay Bileşen için Üstmerkez Kutuplanma Biçemi.



Şekil-3. Yazılı ve Görsel basına dayalı İzoseist Haritası üzerine bindirilmiş Sultandağı Depremi Üstmerkez Kutuplanma Dağılımı - Yatay Bileşen Varlığı. (Maksimum Şiddet = 8)

Eğim atımlı normal bir fay’da olması gereken dağılım Şekil-2.’de, Arazide meydana gelen dağılım Şekil-3.’te gösterilmiştir. İzoseist konturlarındaki bu yamulmanın nedeni ancak düşey bileşenin yanında bir miktar da yatay bileşenin olması ile açıklanabilir. İşin içine yatay bileşen girince, 6 Richter gibi normal fay depremleri için oldukça büyük bir magnitüd de açıklanmış olur.

Sarsıntılar Eskişehir, Bursa ve hatta İstanbulun bazı semtlerinde duyulurken tam aksi tarafta ve çok daha yakın olan Anamurda çoğu kimse tarafından duyulmadı. Diğer taraftan baskın bileşen olarak Normal fay depremi olsaydı, eğim aşağı darbe yaptığı Kuzey doğudaki izoseist dağılımının ve güney batıdaki izoseist dağılımının daha etkin olması gerekirdi. Tabiidir ki bu topal davranışın en önde gelen sorumlusu, fay kompartmanlarından birisinin kalın ve ağır Toros dağları, diğerinin ise ince ve hafif İç Batı Anadolu Eşiği olmasıdır. Tabir caizse Sultandağı Depreminde, Toros dağları yerinde durmuş, İç Batı Anadolu Sallanmıştır.

Güzel Ülkemizde,

Karasal Transform Fay Depremi

Denizel Transform Fay Depremi

Normal Fay Depremi (Graben dahil)

Bindirme- Şariyaj Depremi (Horst Dahil)

Trench Depremi

Benioff-Wadati Zonu Depremi

Karstik Deprem

Volkanik Deprem

Buhar basıncı Depremi

gibi deprem türlerinin hepsi de bulunurken, bir de böyle Yatay Bileşenli Asimetrik Polarizasyonlu Normal Fay Depremi çıktı başımıza. Görünen o ki depreme en çok alışması, korkmaması, ve hazırlanması gereken uluslardan birisi de biz Türkler’iz.

_________________

*Uğur Kaynak ,1939 yılında Elazığda Doğdu, İ.Ü.F.F.'den 1965 'te Mezun oldu, Etibank'ta, Fırat Üniversitesinde çalıştı. Kocaeli üniversitesinden kadrolu profesör olarak emekli oldu. 16 adedi depremle ilgili olmak üzere farklı konularda 37 yayın yaptı.