YapiWorld
ARAŞTIRMA

1894'ten 2002'ye

Prof.Dr.Uğur KAYNAK*

Mart-2002

Deprem kayıtları bütün Yerküre için iki farklı döneme ayrılmıştır.


İstanbul Derpemi 1509

TERRA MOTAE

Bunlardan biri (MS 1900'den önce) Tarihsel Dönem, diğeri (MS 1900'den sonra) Aletsel Dönem adını alır. Tarihsel dönem için bilimsel sismograf kayıtları yoktur. Ancak Çok Güvenilir, Güvenilir veya Az güvenilir gibi sınıflandırılan yazılı kaynaklara göre deprem kayıtları Deprem Kataloglarında değerlendirilmeye sunulurlar. Katalogların Büyüklük ölçütü yoktur. Şiddet ölçütü MSK (Medvedev-Sponhauer-Karnik) Skalasıdır. Tarihsel deprem kayıtları ise ancak yazılı tarihleri olan medeniyetlerde rastlanılan bir olgudur. Bu yüzden Örneğin italya'da, Çin'de, Japonya'da, Hindistan'da, İran'da, Yunanistan'da ve Türkiye'de tarihsel deprem katalogu düzenleyebilecek kadar sağlam veriler olup, bu ülkeler için deprem katalogları düzenlenmiştir. Bunlar genellikle 2000 yıllık, daha az oranda 3000 yıllık olurlar. Ancak sadece Türkiye ve Yunanistan'da 4000 yıllık süreyi kapsar. Bu olgu ise özellikle Ülke bazında Sismotektonik Harita çıkarımı için baha biçilmez bir veridir. Ancak ne yazık ki Türkiye'nin henüz yeterince ayrıntılı bir Sismotektonik Haritası yoktur. Sismotektonik Harita ise "Depremi Önceden Haber Verme" ajanları arasında en önemlisidir.

Türkiye için hazırlanmış iki önemli deprem katalogundan birisi, Hüseyin SOYSAL, Selçuk SİPAHİOĞLU, Demir KOLÇAK ve Yıldız ALTINOK, Türkiye ve Çevresinin Tarihsel Deprem Katalogu, TÜBİTAK Proje No.TBAG.341, İstanbul,1981. olarak referans verilecek çalışmadır. (Tanrıdan Sevgili Demir'e ve Sevgili Yıldız'a uzun ömürler vermesini diler, Hüseyin ve Selçuk hocaları rahmetle anarım.)

Bu yazı, aşağıda özel bir bölümü verilen, yukarıdaki Deprem Katalogundan yararlanılarak hazırlanmıştır.

İstanbul’da Şiddeti MSK 9 ve 10 olan tarihsel depremler.

Gün         Ay         Yıl         Şiddet       Deprem Boşluğu-yıl

   -             -          325            9                               33

 24          08         358            9                               69

   -             -          427            9                               20

 08          12         447            9                               31

 25          09         478            9                               75

 15          08         553          10                             162

   -             -          715            9                             150

 16          05         865            9                             121

 26          10         986            9                             358

 23          09       1344            9                             118

   -             -        1462            9                               47

 14          09       1509            9 tsu                       150

 06          02       1659            9                               60

 25          05       1719            9                               35

 02          09       1754            9                               12

 22          05       1766            9 tsu                         36

 26          10       1802            9                               61

 06          11       1863            9                               31

 10          07       1894          10           

tsu=Surları aşan ani deniz basması.         

Şiddet açıklaması, 9=Çok yıkıcı, 10=Ağır yıkıcı

Görüldüğü gibi bunlardan ikisinde surları aşan ve yüksek kaldırıma tırmanan dalgalardan söz edilmektedir. Diğer bir değişle bu depremlerle birlikte büyük deniz altı heyelanları da meydana gelmiştir.

Katalogun tümü göz önüne alındığında görülür ki, M.S. 325 ile M.S.1894 arasındaki 1571 yıl boyunca İstanbul'da Şiddeti 5 ve daha büyük 199 adet deprem olmuştur. Bunlardan 13'ünün şiddeti belirlenememiştir. Bu asıl grup seçilirse deprem aritmatik ortalaması (periyodu) yaklaşık 8 yıl olur. Eğer yıkıcı + çok yıkıcı + ağır yıkıcı (yani şiddeti 8, 9 ve 10 olan) grup seçilirse aritmatik ortalaması yaklaşık 25 yıl bulunur. Yukarıda verilen tabloyu (yani şiddeti 9 ve 10 olan) grubu seçer, grubun başındaki ve sonundaki boşlukları da ekleyip aritmetik ortalamasını alırsak bu kez en şiddetli depremlerin doğrusal olasılık periyodu yaklaşık olarak 100 yıl bulunur.

Diğer taraftan tablodaki deprem aralıkları en az 12, en çok 358 yıl arasında yayılmaktadır. Öyleyse, ne "Yaklaşık son 108 yılımız afet depremsiz geçtiğine göre, 358'e varmak için daha önümüzdeki 250 yıl boyunca büyük bir deprem olmaz", ne de "İstanbul'da 12 yıl sonra da afet depremler olabildiğine göre çoktan zamanı geçti" gibi aşırı uçta fikirler üretmek akılcı olmaz. Yararlanılabilecek tek veri, ortalama deprem periyodudur. Bu veri ise istatistik bir bilgi niteliğinde olup, kesin değildir.

İşin çarpıcı yanı ise, afet deprem olmayan M.S.986 ile M.S.1344 yılları arasındaki 358 yıl boyunca İstanbul'da 8 adet yıkıcı, 6 adet hasar yapıcı, 3 adet çok şiddetli ve 7 adet de şiddeti bilinmeyen deprem rapor edilmesidir. Yani bu 358 yıl depremsiz geçmemiştir. Bu hata, bizim seçim tarzımızdan kaynaklanmıştır.

Herhalde İstatistik bilgilerimin zayıflığından olsa gerek nasıl anlatacağımı ancak bir fıkra ile dile getirebileceğim:

Tekerlekli sedye ile ameliyathaneye götürülen hastanın yanında doktoru da sedye ile birlikte yürümektedir.

-Doktorcuum. Benim ameliyatta başarı oranı nedir?
-Üzülme çok yüksek. Biz ekip olarak %98 başarıyı tutturmuş bulunmaktayız.
-Peki bu sizin kaçıncı ameliyatınız?
-Bu mu? Bu 98inci.
-Hımmmm........?

İşin bu tarafını görmezden gelip de 1894'ten sonra afet depremsiz 108 yıl geçti. Öyleyse Afet Depremin zamanı çoktan geldi dememek gerekir. Bu bir istatistiksel yaklaşımdır. Olayın oluş olasılığı hakkında bir fikir verir.

Öyleyse istatistiklerle uğraşmaktan daha önemli olan konu, Yerkabuğu kalınlaşıp soğuyuncaya kadar daha 3-4 milyar yıl sürmesi kesin olan deprem etkinliğinden nasıl korunulacağıdır. Çoğu depreme dayanıklı Bağdadi, Hımış ve Ahşap olarak inşa edilen eski az katlı İstanbul evleri, 1894 afet depremine 300 küsur can kaybı vererek dayanmıştır. Böyle büyük bir deprem için bu can kaybı beklenilenden az düzeyde oluşmuştur. Belki de bunda İstanbul'un kurulduğu sağlam yedi tepesinin de katkısı olmuştur. Örneğin Kariye Camii çok büyük hasar görürken Robert Kolej'de sadece bir iki sıva çatlağı meydana gelmiştir. Eski evlerin yerini alan ve temelinde ne olduğu bilinmeden çok katlı olarak yapılan yeni İstanbul evleri ve geniş açıklığı olan sanayi tesisleri sizce böyle afet depremlere dayanabilir mi? Ne gariptir ki depremlerden nasıl korunulacağı Devlet tarafından bir yönetmelikle tesbit edilmiş olduğu halde, buna halk tarafından uyulmamaktadır. Devletin halktan ileride olduğu tek konu bu olsa gerek. Son yıllarda yurdumuzda oluşan MSK 7'den büyük şiddetli depremlerde, acı da olsa öğrenmemiz gerektiği gibi, yer seçimi, zemin etüdü, proje ve inşaat aşamalarında yönetmeliklere uygunluk bakımından yeterince özen gösterilmeyen yapılar, içinde yaşayanların can güvenliklerini sağlayamamaktadır. Halbuki yönetmelik hükümleri yapı türü ne olursa olsun, ağır hasar olsa bile can güvenliğinin sağlanmasını öngörmektedir. Bu kadar çok deprem acılarından sonra, yapılacak yapıların yönetmeliklere uygun olmasının, Yapı Denetimi Kanunu ile oluşturulmuş olması sevindirici olmakla birlikte, Yapı Denetimi Kanunu içerisinde, zemin etüdlerinden güncel anlamda söz edilmemesi üzücüdür. Hiç değilse Jeolojik-Jeofizik-Geoteknik yöntemlerden en azından ikisinin bir parselde uygulanması ile Zemin etüdleri yapılmalıdır, daha büyük alanlarda her üç yöntem birlikte uygulanır denilebilirdi.

Yerel yönetim kanunu ile yeniden düzenlenmesine gerek duyulan bir konu da zemin etüdü yapılmadan inşa edilmiş ya da deprem yönetmeliğine uyulmadan inşa edilmiş (eski) yapıların nasıl depreme dayanıklı hale getirilmesi gereklerinin tanımlanmasıdır.

Bu konuda çok keyfi uygulamalar yapılmaktadır. Birçok depremle periyodu büyümüş ve yumuşamış bir yapının en kolay uygulanabilir yerlerine 30 cm x 200 cm boyutunda perde duvarlar eklemek, pastaya bıçak saplamaktan farklı mıdır? Bu yumuşamış yapı ile bu rijit perde duvarlar bir deprem sırasında nasıl birilikte çalışabilirler? Belki de hasar görse bile ayakta kalabilecek bir yapıyı böylece bilinçsizce güçlendirerek içten yıkıma götürmüyor muyuz?

Bu işin tek çözüm yolu ise bir sonraki çalışmada açıklanacak olan son yirmi yıldan beri ABD ve son on yıldan beri İtalya'da uygulanan "Sismik Retrofit" tir.

_________________

*Uğur Kaynak ,1939 yılında Elazığda Doğdu, İ.Ü.F.F.'den 1965 'te Mezun oldu, Etibank'ta, Fırat Üniversitesinde çalıştı. Kocaeli üniversitesinden kadrolu profesör olarak emekli oldu. 16 adedi depremle ilgili olmak üzere farklı konularda 37 yayın yaptı.