|
ARAŞTIRMA
|
MARMARA'YA ÖZGÜ DEPREMİ ÖNCEDEN HABER VERME PROJESİ
Prof.Dr.Uğur KAYNAK*
Şubat-2002
19.11.1999 tarihli Radikal Gazetesinde Deprem İhbarı konusunda çok özet bir sunu yapmıştım. O zaman hiçbir tepki almamıştı. Şimdi biraz daha ayrıntı veriyorum. Bakalım neler olacak?
Her deprem bölgesinin
jeolojik yapısı birbirine benzemediği gibi her deprem odağının çalışma mekanizması
da farklıdır. Dolayısı ile sadece beklenilen Büyük Marmara Depremi ile ilgili
kendine özgü karakteristikler vardır. Bu Ayrıcalık önce Fayın Deniz altında
olmasından ve Yeryüzünden 1200 m derinde deniz tabanına ulaşmasından, sonra
çok sert ve çok yoğun bir Okyanusal kabuğun içerisinde oluşmasından kaynaklanır.
Fayın deniz altında olması bizim onu, açık havada olan benzerlerinden daha
kolay kontrol etmemize neden olur. Örneğin gemi ile fayın her noktasına rahatça
hakim olabiliriz.
Denizin 1200 m derinliğinde fayın katı yerkürenin yüzeyine ulaşması da karalarda yeryüzüne ulaşan faylara nazaran bir avantaj sağlar. Bu avantaj, fay düzlemi içerisinde depremden hemen önce oluşabilecek lavlar deniz tabanına ulaştığında henüz deprem olmaması ile biçimlenir. Ancak bu lavlar deniz tabanına değil de yeryüzüne ulaşmaya çalıştığında çok daha fazla zaman geçeceğinden olasılıkla çoktan deprem harekete geçmiş olacaktır. Dolayısı ile bu teklif edilen erken uyarı sistemi karalarda pek uygulanamaz.
Karalarda bir fayın kontrol altına alınması özellikle sarp arazide imkansız derecede zorlaşırken, deniz tabanındaki fay izi sarp bir dipte oluşsa da, bir gemi ile her noktasının üzerine varılabilir.
Özellikle İzmit Depreminin Yalova Uzantısı, Yalova'da ve Çınarcık'ta sahile yakın ve denizin tabanında çalışmaya başladığında olan olaylar, beklenilen Marmara Depreminde de en azından benzer biçimde oluşursa, (ki aynı deniz tabanının biri güneyi biri kuzeyi olduğuna göre neden oluşmasın?) bu depremi Yalova'daki belirtilere kıyaslarsak en azından iki üç gün önceden tesbit edebiliriz diye düşünüyorum. Kendim sorup kendim cevaplamaya çalışayım. Neler olmuştu Yalova'da?
1.Sahilde sıcaktan bunalan
iki hanım, serinlemek için denize girerler. Açığa doğru yüzerler. Birisi diğerine
"Deniz, hamam suyu gibi ısındı. Serinlemek şöyle dursun bunaldım. Geri
Dönelim" der. Geriye dönmek için çivileme pozisyonu alırlar. Bu sırada
ayak bileklerinden aşağısı adeta haşlanırcasına yanar. Korkudan bağırışırlar
ve hızla geri dönerler. Bu çok önemli değil. Çünkü Marmara fayı sahile Yalova
fayı kadar yakın değil.
2.Sahilde balık midye ve yengeç ölülerine rastlanılır.
3.Dip tarayan ! balıkçıların ağlarına donmuş lav diye tanımlanabilecek kitleler
takılır.
4.Yalova Termal'de kaplıca suları bulanır.
5.Sahilde anlamsız dalgalar gözlenir.
Bütün bu olayların mantıklı açıklamaları var.
Fay düzleminde tanjansiyel gerilim, sürtünme kuvvetine yaklaşınca, deformasyona
uğrayan elastik kayaçlar mekanik enerjiyi ısı enerjisi halinde depo etmeye
başlarlar. Bu olayın sorumlusu teker teker atomlardır. Çap küçülmesine ya
da küresel simetriden uzaklaşmaya zorlanan atomların Phonon Enerjileri artar.
Bu durumda taban seviyesinin üzerinde titreşen çekirdeğin ve normal rotasyonunun
üzerinde dönen elektronun frekansı arttığı için ısınan atom, makanik enerjiyi
ısı enerjisine dönüştürerek almış olur. Bu ısı enerjisi de, yükselen Phonon
Frekansı ile latise aktarılır. Böylece fay düzlemi içerisindeki ortam ısınmış
olur.

Şekil-1. Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara'nın Tabanındaki Konumu
Isınan Fay düzleminin sürtünme katsayısı düşer. Böylece yavaş da olsa hareketler başlar. Bu hareket sonucunda birbirine süren fay düzlemi çeperlerindeki girintiler çıkıntılar ezilip kaya unu haline gelmeye başlarlar. Buna tektonikte Milonit adı verilir. Milonitleşme, fayı kilitli tutan sürtünme kuvvetini daha da azaltır. Böylece fay düzlemi kopma gerilmesine doğru hızla yaklaşmaya başlar. Yamulmanın ürettiği ısıya bir de sürtünmenin ürettiği ısı katılınca dipten yukarı doğru gelişmek üzere fay düzlemi içerisindeki milonit ergimeye başlar. Bu durum tam bir fasit döngü biçiminde hareketin artması, ısının artması, fay düzleminin açılmaya başlaması ile gelişir. Bu sırada fay düzlemi içerisindeki lav haline gelen ergimiş kaya, fay düzleminden yukarıya doğru pörtler. (Ejekte olur.) Yer yer deniz tabanına ulaşan lavlar burada deniz suyu ile temasa geçerek kısa sürede soğutulurlar. Doğal olarak lavları soğutan deniz suyu ısıyı kendisine alır ve yer yer kaynamaya başlar. İşte bu sırada yakın çevredeki canlılar ani ısı şokuna girerek ölürler. Ölen canlıların vücutları, yüzme dengesini sağlayan hava kesesi gibi organların kontroldan çıkması sonucunda deniz yüzeyine karınları yukarı gelecek biçimde çıkarlar.
Bu fenomen çok özeldir. Marmara gibi, çok derin olmayan deniz ve göl tabanında faylanma olduğunda geçerli olabilir. Dolayısı ile bu çok özel davranış biçimi derin denizlere ve karalara uygulanamaz. Bu özellikten yararlanarak Marmara depremini önceden tesbit edebiliriz. Bu önceden tesbit şu anda yapılmakta olan elektriği ve gazı kesecek olan sistemden farklıdır. Zira o sistem elektriği, gazı, metroyu, ve elektrikle çalışan otomatları vs. ikaz ederken bu aşağıda açıklanacak olan sistem, yöneticileri ve dolayısı ile insanları depremden önce uyaracaktır.

Şekil-2. Fay Düzleminde Milonit Oluşumu

Şekil-3.Fay Düzleminden Lav Ejeksiyonu
Şekil-4.Marmara Erken Uyarı Sistemi.
Şekil-5.Termik Sensör Yerleşim Planı
Şekil-3 'te Yalovadaki gibi ısınan deniz suyu, Şekil-4.'teki traverslere yerleştirilmiş Şekil-5.'te gösterilen şamandralara bağlı termocouple'lara bağlı kablolarla, sahildeki "kontrol istasyonu"na milivolt mertebesinde aşırı ısınma sinyali gönderir. Bunu sürekli kayıt ve sesli, ışıklı ikazlarla tesbit eden, üç vardiya çalışan gözlemciler "Başkakan, İmar ve İskan Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul Belediye Başkanı ve Kandilli Deprem Merkezi Müdürü olarak sınırlandırılan yetkililere "Erken Uyarı Alarmı" verirler.
Sistem hiçbir dış alıma gerek duyulmadan çok ucuz maliyetle ve çok hızlı bir süre içerisinde kurulabilir. Bakım onarım, personel eğitimi vs. gibi hizmetler çok kolay ve hızlı bir biçimde gerçekleştirilebilir.
Bu Alarmı değerlendiren
yetkililer,
1.Sadece İtfaiye, sivil ve askeri kurtarma ekiplerine,
2.+ Hastanelere
3.+Emniyet ve Zabıta Teşkilatına
4.+ veya İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli, Yalova, İzmit ve Çanakkale Halkına
duyurma kararı alır.
5. Eğer Kamuya duyuru kararı alınırsa,
a.Birkaç gün kapalı alanlara girmeme,
b.Çok Riskli bölgelerde kısmen tahliye,
c.Çok riskli bölgelerde Tamamen Tahliye,
gibi çok zor uygulanabilen kararlar alabilirler.
Bu kararın doğrudan yetkililere bırakılması gerekir. Aksi takdirde panik, kargaşa ve yağma gibi olaylar, Ana arterlerin tıkanması ve hatta ekonominin çökmesi gibi sonuçlar doğurabilir. Bu erken uyarı sistemini "tahliye " sonuçlandıran tek ülke Çin olmuştur.
Bütün bu risklere rağmen, İstanbul Tekirdağ, Yalova, Çanakkale, Kırklareli ve İzmit için böyle bir erken uyarı, bu kararı verecek yöneticiler için bir büyük sorumluluk gibi görünse de, şimdiye kadar hiçbir ülkeye, hiçbir halka tanınmamış Tanrı'nın bir lutfudur. Lütfen bu imkândan yararlanalım.
_________________
*Uğur Kaynak ,1939 yılında Elazığda Doğdu, İ.Ü.F.F.'den 1965 'te Mezun oldu, Etibank'ta, Fırat Üniversitesinde çalıştı. Kocaeli üniversitesinden kadrolu profesör olarak emekli oldu. 16 adedi depremle ilgili olmak üzere farklı konularda 37 yayın yaptı.