YapiWorld
ARAŞTIRMA

YIKIM SINIRLARININ ÖNGÖRÜLMESİ

Prof.Dr.Uğur KAYNAK*

Mayıs-2002

 

Konu, bir depremden önce yıkım alanının sınırlarının öngörülmesi. Böyle bir şey olabilir mi? Yapabilirsek ne anlama gelir?

Cevabı "Evet", anlamı ise yaşam kurtarmak, depreme kafa tutmak demektir.

Bu saptamanın yapıldığı yerleşim biriminde hangi yapıların güçlendirilmesi gerektiği, hangilerinin yıkılması gerektiği ya da hangilerine dokunulmaması gerektiği çok güvenilir bir biçimde tesbit edilebilecektir. Böyle bir argüman ise depreme hazırlanma adına büyük bir ekonomi ve zaman kazanımı demektir. Bu müdahale alanının tam olarak adını koyalım:

"Olası Yıkım Alanı." Olası diyoruz ama sınırlarının tesbit duyarlığı gerçekten de olası denilmeyecek kadar yüksek.

Bir olası yıkım alanının sınırını çizebilmemiz için elimizde nasıl bir araç var?

Cevap: Jeofizik.

Güvenilirlik nasıl kanıtlanacak?

Fotograf burada, rapor orada.


Foto-1. Çalışma alanındaki kırmızı yıkım sınırı ile bu sınırı büyük bir yaklaşıklıkla takip eden yeşil “özel” kombine anomali konturunun çakışması.

Elimizde bu yöntemi uygulayabileceğimiz, yıkıp geçen bir tek deprem vardı. Ancak ne yazık ki bu yıkıp geçen deprem sayesinde böyle “Yıkım Alanları” içeren bir beldede bu amaca yönelik ölçüler alabilirdik. Ölçüler alındı ve hiç beklemediğimiz bir şekilde bazı parametrelerin sonuçlarını gösteren harita, bu beldedeki bütün yıkım alanları ile inanılmaz bir yaklaşıklıkla çakıştı. İşte o beldenin yıkım alanlarından birinin fotografı ve çok iyi hatırladığım kadarı ile bulduğumuz yıkım göstergesi parametresinin yıkım alanı ile çakışması. (Foto-1. Başbakanlık internet sitesi Deprem fotografları arşivi. Slide No:39)

Bu beldemizde Revize İmar Planına Esas Yerleşime Uygunluk Projesi uygulanmakta idi. Bu uygulama sırasında ada bazında ayrıntılı jeolojik çalışmalar, yüzlerce sismik travers, yüzden fazla rezistivite düşey elektrik sondajı, 1600 m mekanik sondaj, analizler, özel haritalar kesitler vs. çıkarıldı. Yapılan kombine jeofiziksel uygulamalar sonucunda 1 / 5000 ölçekli olmak üzere aşağıda sıralanan elastik ve petrofizik parametrelerin ilk üç katmana ait ayrı ayrı haritaları çıkarıldı. Bu haritaların eşik değeri aşan konturları değerlendirmeye alındı. Daha sonra bunlar birbirleri ile nedensel ilişkilerine göre ikili üçlü ve ilişki aranmaksızın tümül olarak korelasyona tabi tutuldu. Aralarında +1’e yakın korelasyon gösterenler tekrar değerlendirmeye alındı. Ve bunlardan bir kümenin Beldedeki muhtelif yıkım sınırları ile güvenilir bir yaklaşıklıkla çakıştığı gözlendi. Konturların çoğu kesiminde sokak bazında değil yapı bazında rezolüsyona ulaşıldı. Foto-1.’de bu çakışmanın yeniden canlandırılmış hali verilmiştir. Elde edilen parametreler,

1.Maksimum Taşıma Kapasitesi İkinci Katman Anomali Haritası

2.Dinamik Zemin Emniyet Gerilmesi İkinci Katman Anomali Haritası

3.Zemin Hakim Periyodu İkinci Katman Anomali Haritası

4.Düşey Yatak Katsayısı İkinci Katman Anomali Haritası

5.Zemin Büyütmesi İkinci Katman Anomali Haritası

6.İçsel Sürtünme Açısı İkinci Katman Anomali Haritası

7.Rezistivite İkinci Katman Anomali Haritası

Özellikle ikinci katman parametrelerinin değerlendirmeye alınmalarının nedeni genellikle yapı temel derinliklerinin bu katman içerisinde kalmasından kaynaklanmıştı.

Şimdi, İstanbul’un bütün beldelerinde, ya da bana göre 10.05.2002 tarihi itibarı ile Türkiye’mizdeki en yüksek magnitüdlü deprem riski taşıyan Tosya-Ladik-Taşova-Erbaa-Niksar çizgiselliğinde, böyle bir kapsamlı jeofiziksel çalışmanın yapıldığını ve “Maksimum Yıkım Riski Taşıyan Alanların” saptandığını varsayın. Böylece bir beldede ya da bir kentin tamamında, risk alanı içerisinde kalan hangi yapıların güçlendirilmesi gerektiği, bunlardan hangilerinin risk alanı içerisinde olmakla birlikte depreme dayanıklı olduklarını, hangilerinin ise umarsız olup yıkılmaları gerektiği, katalog çalışma alanı optimal biçimde daraltılmış olacağından, daha hızlı ve daha ekonomik olarak bulunmuş olur.

Bu yukarıdakiler insana, “Bakın çaresiz değilmişiz!” dedirtecek yöntemler olarak görünmekte. Fakat çareler bu kadarla da kalmıyor. Yukarıda sözü edilen Maksimum Yıkım Riski Alanı’nın, örneğin İstanbul Avrupa yakası plastik tabanlı yerleşim birimleri için,

Çakıl Kanallı Drenaj (Periyod Küçültücü)

Kum Kanallı Drenaj (Periyod Küçültücü)

Jet Grouting (Taşıma Gücü Artırıcı)

Sürtünmeli Fore Kazık (Moment Kolu Takviyesi)

Yer Altı Beton Perdesi (Söndürücü)

Özel Yapılarda Ground Roll İçin Strafor Hendekler. (Söndürücü)

gibi işlemlerle, yapılara müdahale etmeden önce zemini iyileştirme işlemleri de yapılabilmelidir.

İşin içerisinde Jeolojik Harita, Temel Sondajı ve Laboratuar analizleri gibi pahalı işlemler olmadığından dolayı, uygulanan Jeofiziksel yöntemler, sanılandan çok daha düşük maliyetli olacaktır. Zemin iyileştirme işlemlerinin de özellikle sofistike olmayan yöntemlerden seçilmiş olduğunu söylemek gerekir.

Şimdi Türkiye’de Dünya İmar Bankası kredisi ile “Pilot Belediyelerde Afet Zararlarının Azaltılması” projesi gündemde. Bakalım bu projenin danışmanlığına bu işlerden anlayan birisi mi gelecek yoksa her zaman baş tacı edilen eyyamcının biri mi? Kavak Çınardan yüksektir ama rüzgarda başını eğer!

_________________

*Uğur Kaynak ,1939 yılında Elazığda Doğdu, İ.Ü.F.F.'den 1965 'te Mezun oldu, Etibank'ta, Fırat Üniversitesinde çalıştı. Kocaeli üniversitesinden kadrolu profesör olarak emekli oldu. 16 adedi depremle ilgili olmak üzere farklı konularda 37 yayın yaptı.