YapiWorld
HABER

 

ENKAZ KALKIYOR...PEKİ YA RUHLARIN ENKAZI?

Biz arkada kalanların geleceği, ne olursa olsun çok daha şüpheci, korku dolu, hoşgörüsüz ve daha az özgür olacak. Artık hiçbirşeye güvenemeyeceğiz. Çünkü tüm güvenimizi Dünya Ticaret Merkezi'nin külleri arasına gömdüler. Daha önce Babil Kulesi'nin ve İskenderiye Kütüphanesinin külleri arasına gömdükleri gibi...

 


Küller arasında bir "can"

14.09.2001 - 1970'lerde tamamlandıklarında mühendisliğin geldiği noktanın taçlarıydılar dünya Ticaret Merkezi kuleleri. Şimdi yaklaşık 5 hektarlık alana yayılan enkazın kaldırılması, üstlenici mühendislerin yaptıkları en iç burkucu işleden biri hiç şüphesiz.

Binalar, belli bir plana ve amaca göre inşa edilmişlerken, enkaz kaldırma işi çok daha "amaç"tan ve heyecandan uzak olarak tamamlanamak zorunda. Binanın yapımında kullanılan, çelikten çimentoya, camdan alüminyuma tüm malzeme yine orada; ama kaotik şekilde yerde yatıyorlar; üzerlerine düşen "barınak" görevini yeterince gerçekleştirememiş olmanın verdiği hüzünle, yanmış, yırtılmış ve parçalanmış halde, kanlar içinde... İlk sarsıntıyı deprem sanıp, binalarına güvenmenin verdiği rahatlıkla ofislerinden ayrılmayan canların ruhları, şimdi belki de enkazın tozları ve külleri arasında yol gösterici ışığı arıyorlar.

Enkazda, Hover Barajını yapacak kadar beton, 20 tane Eyfel kulesine yetecek çelik ile hektarlarca cam ve binlerce yokolmuş "can" var. Tarihte bir defada ortaya çıkan en büyük bina enkazıyla ilgili tonlarla, kamyonlarla, kepçelerle ifade edilebilecek pek çok yaklaşımda bulunabilirdik belki. Ama tüm bunlar orada yokolmuş ve belki de ruhları halen aramızda veya boşlukta gezinen canlara yapacağımız en büyük saygısızlık olurdu. 4-5 saniye içinde aynı anda atılmış olan çığlıkları içimizde hissetmemiş olurduk. Ne de son akıllarına gelen sevdiklerini...Ne de söyleyemeye fırsat bulamadıkları sevgi sözcüklerini...Ne de soramadıkları son soruyu: NEDEN ? Böyle yapsak, tüm dünyada yokolan canları birer istatistik haline getirmeyi adet edinmiş "resmiyet"ten de bir farkımız kalmazdı.

Vakur sessizliğimiz içinde biz arkada kalanların geleceği, ne olursa olsun çok daha şüpheci, korku dolu, hoşgörüsüz ve daha az özgür olacak. Artık hiçbirşeye güvenemeyeceğiz. Çünkü tüm güvenimizi Dünya Ticaret Merkezi'nin külleri arasına gömdüler. Daha önce Babil Kulesi'nin ve İskenderiye Kütüphanesinin külleri arasına gömdükleri gibi. Alamut Kalesinin karanlık gölgesi hep üzerimizde olacak.

Artık bizi yeni bir gelecek bekliyor: Çelik mağralar geleceği

 

YapiWorld 14.09.2001