|
HABER
|
NEW YORK'UN "BOŞLUĞU" NASIL DOLDURULACAK?
Dünyanın en ünlü enkazının yerinde ne yükselecek? Ekonomik olarak paha biçilemez değere sahip bir arazi parçası, aynı zamanda hem New York hem de Dünya için duygusal olarak da çok değerli bir hale geldiğinde nasıl değerlendirilmesi gerekir? Bu noktada New York'un geleceğine ilişkin bir kakafoni de enkaz kaldırma çalışmalarına eşlik ediyor...
![]() New York'un yeni boşluğu |
26.09.2001 - NEW YORK
Times - AP- Kurtarma Ekiplerinin, dünyanın en ünlü enkazındaki mesaileri devam
ederken, bu boşluğun üzerinde neyin yükselmesi gerektiğine dair pek çok da
öneri ortaya çıkmaya başladı. Ancak henüz bu fikirlerin toplanıp değerlendirilebileceği
ortak bir platform oluşmamış durumda.
11 Eylül günü uğradığı
saldırılar sonucu çökmesiyle, New York'un kalbinde bir delik açan Dünya Ticaret
Merkezi için tutulan yas devam ederken, enkaz alanı ve onu çevreleyen kentin
geleceği üzerine fikirler de havalarda uçuşuyor.
Öneriler çok iddialı ve devasa eserlerden, küçük ama içten eserlere kadar
değişebiliyor. Bazı iş çevreleri ortaya çıkan ofis alanı boşluğunu dolduracak
yeni bir merkezi desteklerken, diğerleri Dünya Ticaret Merkezi'nin yerine
konacak yapının çok daha duyarlı ve kaybedilen hayatların anısını temsil edebilecek
özel tasarıma sahip bir yapıyı destekliyorlar.
Görüşler ne olursa olsun, ekonomiden şehir planlamaya, güvenlikten etiğe tüm çevreler ortak olarak, ancak birkaç büyük kentin karşı karşıya kaldığı şu soruyu şimdi New York için soruyorlar: Ekonomik olarak paha biçilemez değere sahip bir arazi parçası, aynı zamanda hem New York hem de Dünya için duygusal olarak da çok değerli bir hale geldiğinde nasıl değerlendirilmesi gerekir?
Son günlerde ortaya çıkan fikirlerden birisi, Dünya Ticaret Merkezi Alanı'nın, Wall Street'in sembolü NYSE (New York Borsası) -ki aynı zamanda Amerikan Borsası ve Nasdaq'ı da içine alacak- için yeni bir bina yaparak değerlendirmek. Bir diğer yatırımcı, 50 katlı kulelerden oluşan dairesel bir yapılanma önerirken, şehir plancıları ve yatırım uzmanları, şehir merkezine ulaşımı geliştircek yeni raylı sistemlerin önceliği almasından yanalar.
Şimdilik tüm fikirler sadece "sözler ve tartışmalar" şeklinde. Mimarların, plancıların, inşaatçıların şimdiye kadar ortaya attıkları fikirler havada geziniyor. Uzmanlara göre farklı entellektüel ve duygusal konseptler sahanın yeniden yapılandırılmasında rol oynayacak. Ancak bu noktada ortaya çıkan sorular gerçekten çok zor.
Dünya Ticaeret Merkezi alanı, yine 1600'lerden beri olduğu gibi sadece bir ticaret ve iş sahası mı, yoksa artık felaketin kurbanlarına ve ailelerine ait tüm dünyanın ortak malı bir alan mı olacak? New York'un 21.yüzyıldaki yüzü nasıl şekillenecek?
Manhattan'dan bir sosyolog Richard Sennett "Burada tamamıyla yeni bir şey keşfetmeli ve bu da kentin nasıl kullanılacağına ışık tutmalı" diyor.
Ortaya atılan fikirlerin bazıları biran önce yapılanma üzerineyken bazıları hala konsept halinde ve ileriye dönük. Eyalet Şehir Planlama Dairesi Başkanı Richard A.Kahan, bu alanı yeni NYSE merkezi ve onunla beraber Guggenheim Müzesi'nin büyük bölümünü içerecek bir kültürel merkeze dönüştürmek fikrinde.Bu kombinasyonun şehir merkezini çok daha güçlendireceği düşünülüyor.
Prof.Sennett ve diğerleri de yeni yapılacak yapının anıtsal özelliğinin ön plana çıkmasını ve ticari kullanım amacının sonradan gelmesi gerektiğini düşünüyorlar. Dünya Ticaret Merkezinin insani yönü, yeni çalışmaların lokomotifi olması gerektiği ifade ediliyor. Bazıları global bir kent amblemi için uluslararası bir yarışma açılması gerektiğini söylerken, diğerleri New York'u ön plana çıkaracak yerel fikirlerin ön plana çıkmasını savunuyorlar.
Ticaret Merkezi Kulelerinin aya gidilmesinin ön plana çıktığı 1960'ların anlayışıyla inşa edildiğini söyleyen bir kesim de kentin artık çok daha ilerilere bakması gerektiğini ifade etmekteler. Şehrin eski planlama dairesi başkanlarından John E.Zuccotii ise "Bu trajedi bize alt Manhattan bölümünü yeniden yeniden yapılandırmayı düşündürmeli" diyor. Bu yeniden yapılandırmanın başını da ulaşım gereksinimlerinin oluşturması gerektiği öne çıkıyor.
Asıl sorunlardan birini de, amacına ulaşacak bir yapının finansmanının nasıl sağlanacağı. Şimdiye kadar temizlik ve yeniden yapılanma için 20 milyar dolarlık bir fon yaratılmışsa da, ulaşım ve diğer geliştirmeeri de kapsayacak işin hangi bütçe içinde bitebileceği son derece belirsiz.
Ne tür bir anıtın inşa edileceği üzerine tartışma da emlak kaygıları gözönüne alınmadan bile hızla alevleniyor. Bazıları, İkinci Dünya Savaşı sonrası bazı kentlerin yaptığı gibi enkazın bir bölümünü yerinde bırakmak istiyorlar.
New York'ta, 1700'lerde bir depremden sonra Lizbon'un yaşadığı tartışmalara benzer bir tartışma da çıkabilir. Lizbon'da Kralı at üstünde gösteren bir heykel dikilmek istenmiş, ancak atın kafasının, içeriye şehrin yeniden yapılandırılmasını simgeleyen Zafer Takı'na mı, yoksa dışarıya Portekiz İmparatorluğuna doğru mu bakacağı tartışma konusu olmuştu. Bugün Kral ve atı dışarı doğru taktan uzaklara bakmaktalar.
Masachusetts Üniversitesi şehir planlama profesörleinden John R. Mullin de "İşte New York için asıl sorun bu" diyor ve ekliyor: "Yeni tasarım içeri mi yoksa dışarı doğru mu bakacak? Yani New Yorklular için mi büyük bir anlam ifade etmeli yoksa dünyada New York'u sembolize edecek bir şey mi olmalı?" Mullin'e göre ne yapılırsa yapılsın sonuçta bir simge olacak ve o da New York'un yaşadığı acı deneyimi sembolize edecek. "Kulelerin inşaatına başlanan 1960'lardan farklı olarak New york'un dünya başkentliği artık tescillidir" diyor Mullin ve bitiriyor: "Bu yüzden kentin kendisini ifade etmek için gökyüzüne çıkan kulelere ihtiyacı olmayacaktır; bunun yerine fısıldasa bile bütün Dünya O'nu dinleyecektir."
|
YapiWorld 26.09.2001 |
|