YapiWorld
HABER

LIBESKIND'DEN TORONTO'YA BİR MÜCEVHER

Berlin Yahudi Müzesi'nin sıradışı mimarı Daniel Libeskind, Toronto Kraliyet Müzesi'nin dönüşüm proje yarışmasını da kazandı. Mevcut kompleksi 21.yüzyılın simgelerinden biri haline dönüştürecek sıradışı tasarım önerisiyle Libeskind, Dünyanın dört bir yanından 50 kadar mimarı geride bıraktı. Şeklin işlevi izlemesi gerektiği yönündeki eski klişe hiç bu kadar yanlış olmamıştı; şeklin fantaziyi izlemesi ise bir zamanlar ancak hayal edilebilirdi...


Kristal: Daniel Libeskind'in önerisinde dev kristal şekiler, müzeyi hemen her yöne doğru delerek dışarı doğru "fışkıracaklar".

28.02.2002 -Toronto Star- Evelsi gün yapılan açılamaya göre, Toronto Kraliyet Müzesi'nin (ROM) yeniden tasarlanması projesi için Polonya doğumlu Amerikalı mimar Daniel Libeskind seçildi. Böylelikle, Kanada'nın bu en büyük müzesi aynı zamanda en hareketli müze olmaya da aday oldu.

Mevcut kompleksi 21.yüzyılın simgelerinden biri haline dönüştürecek sıradışı tasarım önerisiyle Libeskind, Dünyanın dört bir yanından 50 kadar mimarı geride bıraktı.

Öneri müzenin Queen's Park cephesini hiç değiştirmeyecekken, kompleksin geri kalanı tamamen ve şakınlık yaratacak kadar değişiliğe uğrayacak. Kompleksteki en şaşırtıcı değişiklik patlayan bir cam gü verilecek Bloor cephesörüntüsinde olacak.

Dev kristal şekiler, müzeyi hemen her yöne doğru delerek dışarı doğru "fışkıracaklar". Ziyarteçilerin aralarında yürüyebileceği bu düzensiz açısal formların farkedilmemesi imkansız olmasa da çok zor olacak.

Herkes Libeskind'in dekonstrüktivist mimari tarzını takdir etmese de, çok azı bu tarza ilgisiz kalabilir. İlk ve en çok bilinen projesi Berlinde'ki Yahudi Müzesi (11.09.2001- Yapiworld) içinde sergi bile olmadan iki yıl önce açılmış, boşken bile binlerce kişi tarafından ziyaret edilmişti.

Kendisi tarafından "Kristal" olarak adlandırılan Libeskind'in Toronto için önerisi, Yahudi Müzesi kadar tepki çekici olmayacaksa da en az onun kadar tartışılacağa benziyor. Toronto'da hiçbir zaman böyle birşey görülmemişti.

Kamunun büyük ilgisi eğer bir gösterge sayılırsa, Libeskind'in fikri büyük bşarıya ulaşmış kabul edilebilir. Geçtiğimiz hafta içinde, ROM'daki sunuşunu dinlemek için 1500 kişi toplanmıştı bile. Sunuşa gösterilen bu sıradışı ilgi, böyle büyük ve cesur bir projeyi kentin nasıl benimsediğinin bir göstergesi.

İşte orada Libeskind'in başarısının ardındaki sır ortaya çıkıyor; Toronto'nun projeden neler beklediğini sonuna kadar kavrayabilmiş olması. Yıllar boyu Toronto, federal ve eyalet hükümetlerince ihmal edilmişti. Pek çok kişi Toronto'yu ciddi bir iniş halinde değerlendirirken, kentin bu tür bir hamleye ihtiyacı olduğunu düşünenlerin sayısı da az değildi.

Libeskind, mimar gibi davranan bir heykeltraş olması vasfıyla, ortamın bir sembole dönüşme kapasitesini farketti. Şeklin işlevi izlemesi gerektiği yönündeki eski klişe hiç bu kadar yanlış olmamıştı; şeklin fantaziyi izlemesi ise bir zamanlar ancak hayal edilebilirdi.

Fakat Libeskind aynı zamanda işlevsel de; önerisi ile müze 3700 m2'lik ilave alana kavuşmuş olacak. Bu yeni hacim altı yeni galeri arasında bölüştürülürken, ROM'un atıl koleksiyonları da teşhire çımmış olacak. Herşey planlandığı gibi gittiği takdirde, inşaat işleri 2003 baharında başlayacak ve iki yıl içinde sonuçlandırılacak. Yetkililerin belirttiğine göre, müze inşaat çalışmaları sırasında kısmen de olsa hizmet vermeye devam edecek.

ROM'un Başkanı William Thorsell "Yarışmaya gösterilen yoğun ilgi, Toronto'nun değişime duyduğu açlığı gösteriyor" diyor ve ekliyor; "Bu tür bir kuruluşta çalışırken, halkın katılımını sağlamalısınız. Kent halkı büyük ilgi besliyor."

İnsanların konuştuğu bir diğer konu ise bu işin maliyetinin nasıl karşılanacağı. Dönüşümün maliyeti 200 milyon dolar olarak bütçelendirilirken kaynak Ottowa'dan ve Queen's Park'dan sağlanacak.

 

YapiWorld 28.02.2002