|
ARAŞTIRMA
|
Ender Şenkaya Ağustos 2001 HAZAR: Bir zamanlar dünyanın en iyi havyarın üretildiği bu sakin sular artık, yeni bir Basra Körfezi olma yolunda ilerlerken, çevresi'nin de Orta Doğu'laşma sürecinden kaygı duyuluyor. Peki bu gerginliğin kaynağı ne? Hazar'ın barındırdığı zengin yeraltı rezervleri ne kadar? Türkiye ile İran'ın karşı karşıya gelmesine neden olan bu zenginlikler nasıl paylaşılabilir? Türkmenistan neden kaybetti, Rusya nasıl kazandı? Türkiye bazı riskleri göze almalı mı? 1991 yılında eski sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, Gorbachev tarafından Bağımsız Devletler Toplululuğu (BDT)nin temelleri atılmıştı. BDT'nin asıl amacı Sovyet Cumhuriyetleri arasında doğal zenginliklerin paylaşımını sağlamak olduğu kadar bu "servet" üzerindeki mutlak Rus egemenliğini de kaldırmaktı.
Ama gerçekte olan, eski Sovyet Cumhuriyetleri'nin, bu yeni durumdan maksimum oranda istifade etmek ve özgürlüklerini daha da perçinlemek için Rusya'dan tam olarak uzaklaşmaları oldu. Tam bölünmenin ardından ortaya da çok ciddi yeni bir sorun çıkmıştı: Eski ortak kaynakların yeniden bölüşümü. Yeniden bölüşüm süreci içinde hiç şüphesiz en önemli payı da Hazar Denizi alacaktı. 1921 ve 1935 anlaşmalarına göre İran ile Sovyetler Birliği arasında 10 millik bir avlanma alanı esasına göre bölünmüş olan Hazar Denizi 1940 yılındaki anlaşma ile de "Sovyet-İran denizi" statüsüne geçmişti. 1991 yılına kadar da deniz dibi zenginliklerinin bölüşümüne ilişkin bir analşmazlık bulunmamaktaydı. Ancak, 1991 yılındaki bölünmeden sonra Hazar denizi'nin etrafında üç yeni ortak daha ortaya çımış oldu: Azerbeycan, Kazakistan ve Türkmenistan. Şimdi bu beş ülkenin de, gelecekteki zenginliklerin önemli bir kaynağı olarak Hazar Denizi'ni görmeye başlamalarıyla ortaya acil çözüm gerektiren kompleks bir hukuki sorun çıkmış oldu. HAZAR'IN ÖNEMİ NEREDEN GELİYOR? Hazar Denizi petrol yatakları, son iki yılda ham petrol fiyatlarının radikal şekilde artışıyla bir anda fizibıl hale geldi. Özellikle Hazar Denizinden petrol nakletmenin maliyetinin varil başına 8-10$ olduğu gözönüne alındığında, varil başına 18$'dan itibaren Hazar petrolleri piyasaya girmeye değer olmaya başlıyor; hem de uzun dönemde petrol fiyatlarının varil başına 22-27$ aralığında bir dengeye ulaşacağına dönük öngörüler artarken! Uygun petrol boru hatları tamamlandığı takdirde, 2010 yılı itibarı ile Hazar Denizinden günde 3.9 milyon varil ham petrol çıkarılabileceği hesaplanmakta. Doğal gaz üretimi de yine iç ve dış pazarlardaki tüketim artışına ve Rus hatlarının kullanımına bağlı olarak artabilecek. Hazar bölgesindeki petrol ve gaz boru hatlarının büyük bölümü Sovyetler Birliği döneminde inşa edilmiş olduğundan çoğu Rusya içlerine dağıtım yapmak amacıyla planlanmış. Bu da bu hatların ihracat amaçlı kullanımını kısıtlıyor. Eski hatların büyük bölümünde de bakımsızlıktan kaynaklanan teknik sorunlar artmaya başlamış bile. 1996 yılında Uluslararası Enerji Ajası'nın yayınladığı rapora göre, Hazar Denizi'nden Rusya'ya ulaşan boru hatlarının kapasitesi 324.000 varil/gün olarak verilirken, bu kapasitenin ancak Rus iç tüketimi için yeterli olduğu belirtiliyor. Yani, ihraç için yeni hatların yapılması şart. Doğalgaz ihracı ise Rusya'nın kendi elinde tuttuğu pazarı kaptırmaması için önemli engellemeleriyle karşı karşıya. Bu nedenle Rusya'nın asıl hedefi bu ucuz Türkmen gazını kendisi alıp, "boru hattı işletim maliyetleri" karşılığında dünyaya kendisinin ihraç etmesi. Rusya'nın doğal gaz rezervleri de 48.14 trilyon metreküp ile dünya rezervlerinin %32.9'unu oluştururken, Türkmenistan'ın bilinen kaynakları dünya rezervlerinin sadece %1.9'unu oluşturuyor. HAZAR BÖLGESİ HAM PETROL ÜRETİM-İHRAÇ TAHMİNLERİ
Kanak:OGJ Ne kadar çok boru hattı O kadar çok Enerji Güvenliği... Pek çok boru hattının iç çatışmaların devam ettiği Dağıstan, Çeçenistan ile Dağlık Karabağ bölgelerinden geçiyor oluşu enerji güvenliği kaygılarını da arttırmış durumda. Çeçenistan'daki mevcut durum nedeniyle bazı boru hatlarına şimdiden kilit vurulmuş durumda. 1998 yılındaki ham perol fiyat krizinden beri, yeni hatların ekonomik fizibiliteri de ön plana çıkmış durumda. Üreticilerin bir bölümü, Avrupa pazarına petrolün Karadeniz veya Akdeniz vasıtası ile taşınmasını önerirken diğerleri İran üzerinden Basra Körfezi yolunu daha uygun görmekte. Hazar ham petrolü hem kalitesinin yüksekliği hem de ucuzluğu ile Rus ham petrolünün karşısında büyük avantaja sahipken, nakliye güçlükleri ve fiyatı nedeniyle Ortadaoğu petrolleri ile yarışabilir durumda değil. Bu nedenle asıl rekabet doğalgaz boru hatlarında yaşanıyor. En önemli boru hatlarından birini oluşturacak Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı projesinin de hala fizibıl olup olmadığı gündemde. Azerbeycan'ın tüm rezervleri belirlenemediği için bilinen rezervleri itibarı ile boru hattının rasyonel olmayacağı iddia ediliyor. İşte bu noktada İran'ın Azerbeycan rezervlerinin tespit edilmesinin engellenmesine yönelik çabalarının (Hazar'ın paylaşımı dışındaki) bir nedeni daha ortaya çıkıyor. Bakü-Ceyhan boru hattının gerçekleşmemesi, İran'ı Hazar doğal gazının dışsatımında kilit ülke haline sokabilecek. Türkiye'nin konuya sıcak ilgisinin nedeni de işte burada! Zaten2-3 yıl sürmesi planlanan güney Hazar rezerv tesbit çalışmaları engellendiği takdirde Bakü-Ceyhan'da hayal olabilir. O zaman bu hattan 3$/varil başına taşıma bedeli yerine, İran hatlarında 7$ varil başına bir taşıma ücreti de gündeme gelebilececek DOĞALGAZ REZERVLERİ Rusya için Hazar doğlagazını ucuza alıp kendi iç pazarında kullanmak ve öz rezervlerini korumak veya ihraç amaçlı kullanmak akıllıca bir alternatif olarak göze çarparken, Rusya Hazar gazını alıp Mavi Akım Projesi ile Türkiye'ye ihraç etmeye hazırlanıyor. Türkiye bugün Hazar doğalgazının en büyük alıcısı durumuna geliyor. Türkiye'nin 2010 yılı için toplam 68 milyar m3'lük doğalgaz alım anlaşması bulunurken, tüketiminin ise en yüksek ihtimalle 50 milyar m3 olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Bu durumda Türkiye'de elindeki fazla doğalgazı ihraç etmek zorunda kalabilecek. Hazar Bölgesi'nde yaklaşık 8 trilyon m3 doğalgaz rezervi olduğu tahmin ediliyor. Bu rezervin yaklaşık 3.1 trilyon metreküpü ise sadece Türkmenistan'da bulunurken, Azerbeycan'da 0,6 trilyon m3, Kazakistan'da 2,0 trilyon m3 ve Özbekistan'da da 2,1 trilyon meterküplük rezerv bulunuyor. Bölgede doğalgaz üetiminin 2015 yılında pike ulaşacağı varsayımları yapılıyor. Tabi bu varsayımlar ancak gündemde olan boru hatlarının tamamlanabilmesi ile gerçekleşebilecek. Şimdiye kadar İran veya Rusya üzerinden geçecek boru hatlarına sıcak bakmayan Batı ülkeleri de yavaş yavaş nasıl olursa olsun enerji ihtiyacımız karşılansın politikasına geçmeye başlıyorlar. Kısa vadede en olabilir boru hattı olarak Şah Denizi-Erzurum hattı gündeme geliyor. Bu satış da BP PLC üzerinden gerçekleşecek.
HAZAR BÖLGESİ DOĞALGAZ ÜRETİM-İHRAÇ TAHMİNLERİ
Kanak:OGJ Türkmenistan şansını kaybediyor
Türkmenistan'daki yönetimin Trans Hazar boru hattının Türkiye ile ilişkiler açısından getireceği önemi yeterince kavrayamadığı anlaşılıyor. Bu nedenle gereksiz güç gösterileri yapmaya çalışarak çok önemli bir fırsatı da tepmiş oldular.
Kuzey'inde Rusya, güneyinde İran ile çevrili Türkmenistan, için Trans Hazar boru hattı çok önemli bir çıkış yolu oluşturabilecekti. Şimdi ise tek çıkış yolu olarak Rus hatları gözüküyor. Bu da Türkmen gazının dış dünyaya ancak Türkmenistan - Tengiz -Novorosisk hattıyla ve Boğazlar yoluyla açılabilmesi demek. Ya da Mavi Akım ile Türkiye'ye Rusya aracılığı ile satışı...
Türkiye'nin 2010 yılı doğalgaz ihtiyacı en az 35, en çok da 50 milyar metreküp olarak öngörüldüğünde ve Mavi Akım Projesi devreye girdikten sonra en düşük tüketim şartlarında Türkmen gazına ihtiyaç duyulmayacak. Hatta bu şartlar altında Mavi Akım'dan gelecek gazın bile tamamen kullanımı mümkün gözükmüyor. Yüksek tüketim koşulları oluştuğu takdirde is Türkiye Türkmen gazına ancak 2007 yılından sonra ihtiyaç duyacak. Ama bu olasılık da Azerbeycan Şah Deniz havzasında bulunan yeni gaz rezervleri nedeniyle pek gerçekçi gözükmüyor. BP'nin Şah Deniz doğalgazını 2004 yılından itibaren Türk pazarına getirmesi hedefleniyor. 2004 yılında 2 milyar m3/yıl olarak başlayacak alım 2007 yılında 6.6 milyar m3/yıl'a çıkmış olacak.
TÜRKİYE'NİN MEVCUT DOĞALGAZ VE LNG ALIM ANLAŞMALARI
Kaynak:
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
Türkmenistan'ın kısa vadeli çıkarları için yaptuğı dramatik hata nedeniyle Trans Hazar Boru hattı şimdilik rafa kalkmış durumda. Yeniden canlandırılması ise ancak ABD'nin bu hattın yapımında stratejik bir çıkar görmesine bağlı. ABD'nin İran üzerinden geçecek bir boru hattına sıcak bakması ihtimali az iken, Afganistan üzerinden geçişi öngeren alternatif projeler ise gerçekçi bir platformda yeralmıyor. Kısa dönem önce Pakistan'daki pazarı da kaybeden Türkmenistan dünya doğalgaz piyasasında iyice geriye düşmüş ve Rusya ile İran'a bağımlı kalmış durumda. BORU HATTI SAVAŞLARI ABD'nin İran'a karşı uyguladığı yaptırımların gelecekte kaldırılması gündeme geldiği takdirde, Hazar petrolleri ve doğalgazı için en elverişli güzergahın yeniden Basra Körfezi olacağı bir gerçek. Bu nedenle İran'ın, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattını ne kadar geciktirirse o kadar kazançlı çıkacağı da ortada. Bu geciktirici rolde de hiç şüphesiz en önemli rolü Hazar Denizi'nin statüsünün belirlenmesini engelleyerek oynayabilir. Zira, ılımlı Hatemi yönetimine destek vermek üzere ABD, İran üzerindeki yaptırımları kısa vadede bile kaldırabilir. O zamana kadar Bakü-Ceyhan hattı başlamamış olduğu takdirde şansını tamamen de kaybedebilir.
Kaynak:Botaş
MEVCUT ve PLANLANAN BORU HATLARI
Kaynak OGJ Kazanan Rusya oluyor Boru hattı oyununda şimdiye kadar en akıllı kartları Rusya oynadı. Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu hatları Rusya üzerinden geçiyor. Ucuz Türkmen gazı da Mavi Akım projesi ile Türkiye'ye satılacak. Bu da Rusya'nın kısa vadeli tüm hedeflerine ulaşmış olduğunu gösteriyor. Gürcistan'daki iç istikrarsızlıklar da Rusya'nın iştahını kabartıyor. Barışı sağlamak gayesiyle, Rusya Gürcistan'a girdiği takdirde Bakü-Supsa petrol boru hattının da tek hakimi durumuna gelecek! Bu da Boru Hattı savaşlarında Rusya'ya mutlak zaferi getirmiş olacak. PEKİ HAZAR NASIL PAYLAŞILACAK? Kuzeyden güneye 1200km, doğudan batıya 430km uzunluklarındaki bu dev iç denizim bölüşümü hiç de sanıldığı kadar basit değil. Coğrafi zorluklar yanında yukarıda sözü edilen jeo-politik güç dengeleri de bu bölüşümü zorlaştıran en önemli etmenler arasında. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, şimdi beş ülke bu deniz(!) üzerinde hak iddia ediyor. Hiç şüphesiz Sovyetlerin dağılmasından en çok etkilenen ülke İran. 1921-1940 arasında yapılan anlaşmalar ile 10millik kıta sahanlığı dışındaki bölümün "ortak deniz" ilan edilmiş olması, sonradan ortaya çıkan zengin yeraltı kaynakları nedeniyle İran'ı hiç de haketmediği kadar büyük bir alanda söz sahibi kılmıştı. İran şimdi bu alanı başka ülkelerle mümkün olabilecek en az kayıpla paylaşma niyetinde. İran, politikasını da Hazar'ın bir deniz olmadığı tezine dayandırarak, Birleşmiş Milletler'in deniz hukukunun geçerli olmadığını iddia ediyor. Son olarak da Türkmenistan'ı bu tezin içine çekmeyi büyük ölçüde başarmış durumda. BM Deniz Hukuku ne diyor? 1980'lerin başlarında beri 135 üye ülke BM'nin Deniz Hukuku Konvansiyonunu (UNCLOS United Nations' Convention on the Law of the Sea) imzalamış durumda. Konvansiyona göre, deniz ve okyanuslara kıyısı olan ülkeler, 12 millik bir kıta sahanlığını ve onun ötesinde de 200 millik bir Özel Ekonomik Bölge'ye sahip olurlarken, bunların dışındaki tüm sular dünya halklarının ortak malı olarak kabul ediliyor. Hazar ise bu konvansiyonun çizdiği sınırların dışında kalıyor. UNCLOS "iç deniz" terimini tanımlarken, uluslarası hukukta da "uluslarası göl" kavramı bulunuyor. Ama her ikisi de Hazar'ın özel durumuna %100 uymuyor. Hazar UNCLOS'a göre bir "iç deniz" değil, çünkü yüzyıllardır, çevresindeki ülkeler denizin kullanımı üzerinde özel kontrol sağlamışlar. Açık denizlere bağlanan bir uluslarası su bağlantısı yok. En önemli çıkışı olan Volga nehri de Rusya hakimiyetinde olduğundan uluslarası bir kimliğe sahip değil. Öte yandan, Hazar bir "uluslararası göl" olarak da tanımlanamıyor. Çünkü, bir denizde olması gereken oşinografik özelliklere sahip. Bunun yanı sıra çevre ülkelerin kompleks ilişkileri Hazar'ı ABD ile Kanada arasında yeralan "uluslararası göl"lerden epey farklı bir konuma oturtuyor. UNCLOS'A (Deniz) VE ULUSLARASI GÖL STATÜSÜ'NE GÖRE HAZAR PAYLAŞIMLARI
UNCLOS çözümü'nü İran'ın neden reddettiği de yukarıdaki şekilden kolayca anlaşılabiliyor. Önceleri, Hazar Denizi'nin bu beş ülke arasında "ortak mülk" ilan edilmesinde (geliri her ülke %20 oranında paylaşacak) israr eden İran'ın bu tutumu daha sonra yumuşadı. Şimdilerde İran, Hazar'ın bölgelere ayrılmasına sıcak bakıyor ama bir şartla: İran'ın payı %20'nin altında olmayacak. Rusya Kazakistan ve Azerbeycan ile UNCLOS çözümüne yakın olan "orta çizgi metodu" üzerinde karşılıklı anlaşmalar yaptı. Azerbeycan ve Kazakistan arasında da benzer bir yakınlaşma var. Ancak İran, sorunun beş ülkenin de biraraya geleceği ortak bir anlaşma ile çözülmesinde ısrar ediyor. Her ne olursa olsun, Hazar'daki çözümsüzlüğün uzamasından da en az etkilenen ve gelecekte de en çok yarar sağlayacak ülke İran. Çünkü, İran sadece Hazar Denizi rezervlerine bağlı bir ekonomiye sahip değil. Çözümsüzlüğün uzaması da uzun vadede ABD yaptırımları kalktığı takdirde, boru hatları konusunda İran'ı avantajlı bir duruma getirebilir. Bu şartlar altında Türkiye ya bazı riskleri alarak oyuna ortak olacak ya da bölgedeki stratejik önemini, Boğazlar'ın güvenliğini de tehlikeye atarak kaybedecek.
Kaynaklar: 1. "Politics, production levels to determine
Caspian area energy export options", Robert Smith, Oil and Gas
Journal Vol.99.22
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||